gemici fenerleri asılı
saçlarımın geçkin uçlarında,
gözlerim acır sarısından..
sallandıkça dünya
açılır gök-yüzümde,
dalgasını geçen bir dalga boyunda
Kırılır camda güneş,
çoğalır yorgun yüzümde
bağbozumu günlerin yanıkları..
Bulutlar göçer gider,
şarap renginde gölgeler
gelir tüner gözlerimde.
Gitme ne olur..
Bak birazdan gün doğacak,
ve güneş bütün şehri
sarısıyla umuda boyayacak..
Gitme daha,
yoksa gazeteye basacaklar adımı,
Nefes nefeseydim,
yüzüm bile bende değil
tanınmayacak hallerde..
Gelme diyor dilin,
beni boşluğuma itiyor,
ellerinde çürüyor ellerim,
Hep o çocuk içindeki,
elleriyle oyan
ağaç kabuğundan gemileri..
Düştüğünde kanayan yüzünü
başaklarla silen;
kızıl bir düş gören
Yıkılıyor gözlerimin önünden
içimde kaybolan duvarlar.
İlk güneş yaprağı
suların içinden çavarak geliyor,
ufukta açılıyor
ve başka bir gün,
Damlalar kesiyor yüzümü,
yanaklarımın alı al..
Sokağın köşesinde bir olup hepsi
akıp gidiyorlar!
Yok sanki kan ağlayan,
içini döküp-
Bilinir, bilinmez kıymetin,
adın ağza alınmaz.
Şarkılarla hatırlanmaz
güneşi artık aramaz,
uykuna kalmaz hayalin
olur olmadık güler ağlarsın.
Ellerinden kelimeler,
dilinden seneler dökülür.
Sabaha şarkılar söyler,
akşamlara ateşler yakarsın.
Yaşlanmış bir sevdanın
son nakaratında
Benim ellerim var,
öyle büyük ki ellerim..
Hemen itiraz etmeyin
önce biraz dinleyin.
Benim ellerim var,
öyle sonsuz ki ellerim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!