Rüzgar esende tozar mı?
Yolları nicedir O’nun! ....
Hala birine kızar mı?
Dilleri nicedir O’nun! ....
Kan kaynadı, yürek coştu,
Benzesen de bir adama,
Tipinde bir noksanlık var…
Çevren epey geniş ama,
Çapında bir noksanlık var…
Aklın tilki huyun katır,
NOKTA
Ne bir soru işareti, ne virgül,
Lüzumsuz işlere noktayı koydum.
Umurumda değil bilinen usul
Sonu geç başlara noktayı koydum.
Gelip geçen yolcu değil, o ilde
Keşke gezip tozduğun yol olaydım.
Sarılırdım sımsıkı bir şekilde,
Boynundaki o siyah şal olaydım.
Uğurlayıp göndersen de ilinden,
Anayı, babayı çoluk çocuğu
Korkutan en büyük öcüdür ölüm.
Açılmadan soldurur tomurcuğu,
Kara kıştan daha fecidir ölüm.
Koparırsan tatlı canı bedenden
Gah denizde, gah ırmakta, gah gölde
Şaşkın ördek gibi yüzer Mustafam.
Perişan haline acıma gel de
Ordu, Samsun, Bafra gezer Mustafam.
Gitmedi havası suyu hoşuna,
Ödemeye hazırım da borcumu
Zaman yeter mi orası muallak.
Hem haddimi bilirim hem harcımı,
Derman yeter mi orası muallak.
Hayrım hasenatım hep numunelik,
Madem atışmak istersin,
Çık meydana Muallim Bey…
Sesi gür şairim dersin,
Ak meydana Muallim Bey…
Sen yenersen bu çırağı,
Karlı kapkara bir Şubat gününde
Tanıştık Muhammed Ali Üstadım.
Gece saat dörtte, uyku anında,
Yıktı deprem on bir ili Üstadım.
Eşten dosttan alır almaz haberi
Koca lafı yapıştırır bağrına,
Karışma kimsenin işine oğlum.
Kırk yanlışla cevap verir doğruna,
Gel çeneni yorma boşuna oğlum.
Göz hassastır hiç batmasın hatalar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!