Yaşantının kolaylığına-zorluğuna göre
Sevabın-günahın da değişir.
Hayat adaletsiz;
Ama hayatın sonu adaletlidir.
Zaman diliminin olmadığı bir zaman gelecek.
Padişahla pazarcı bir tutulduğu gün,
Yapılamayacak hesaba ek.
Her şeyi unutturanı unutma.
Şükretmeyi bilmeyenler bin bir şekilde gelebilir hayata.
Kiminde sağır, kiminde topal, kiminde ağma…
Hayatın anlamını hayat olmayan bir yerde anlayabilirsin.
Unutma;
Ruhun ne kadar yücelse de bedeninin olduğu yerdesin.
Ölüm kucaklarını açmış bir sevgili misali sarmak ister.
Her yerimizi kaplamak ve bedenimizi soymak...
Kefenimiz gelinliğimiz olacak,
Kucaklayacak sonsuz sevgili toprak.
Herkesin ölüm yaşı farklıdır,
Çünkü her an tövbeye hazır olmak gerekir.
Bazen bir şeyin az ya da çok olması değil,
Olması önemlidir.
Benim için nefesini tut ama bir kuralım var:
Nefes al.
Konu bütünlüğünü beğenmedin,
Ama yüzden önce oluştu sakal.
Gözlerimizin olması
Ve gözlerimizin böyle olmasındaki deliller...
Aynanın karşısına geç,
Arıyorsan olağanüstü bir şeyler.
Bir ağrının acı veren bir tarafı da,
Ne zaman geçeceğini bilmemektir.
Sonsuzluğa ulaşmak namazsa,
Ölüm abdesttir.
Duru görü sahipleri anlar gerçek farkı.
Bir savaş gördük,
Güneşi batmayan ülkenin boğdu karanlığı.
Medeni dediğimiz ülkeler,
Kendi reklamını çok iyi yapan birer canavar.
İnsanlar başıboşluğu özgürlük sandılar.
İnsan, bazı şeylere inanmak istediğinden inanır.
Bir sinek yaratamazlar.
Ama Allah isterse bir sinek milyonlara veba dağıtır.
İstek şarkını tutuştur hayatın eline.
Ölümden sonra tövbe eşittir:
Düğünden sonra dağıtılan davetiye.
Sen bile senin değilsin,
En sevdiklerin senin mi sandın.
Neden keyiflenmek için yine dertleri andın.
Sözlerinin ağırlığını düşünceler kaldıramaz,
Yükler, sorumluluklar tonlarca...
Yalancı güneş gibi bazı mutluluklar,
Buz gibi oysa…
Kötülüğün anahtarı kıskançlık,
Nice kötülük dolu o anahtarın açtığı oda.
Zamanı, başlangıcı ve sonu yaratan Allah ise,
Nasıl başlangıcını sorabilirsin O'na.
Siyah beyaz bir gökkuşağı oluştu,
İnsanlar barışın savaşını verirken.
Acı hissettiğin ve yaşadığın anda saklı,
Tabutta ise kefen…
Yok oluş eşiğine gittin mi hiç
Ya da duyduğun kaçıncı kar yağış sesi?
Elin oğlu Allah’ı görmek ister,
Galaksideki son yıldızı görebilmiş gibi.
Herkesin kendine uyguladığı tedavi farklıdır,
Eğer umutlarsa konu...
Bu hayat bizim gözlerimizi bağlar,
Körebe oynar gibi ararız doğru yolu.
Gözlerin dizinde değil, gör ihtişamı.
Enin boyundan fazla değil,
İnsan boyunun bile bu kadar dengeli olması...
Kalbini mengeneye kaptırmış modayı moda edinen.
Tek bir ruhla giydiğimiz bu kaçıncı beden.
Karadelikler evrenin gözbebekleri.
Bütün yolculuklar külfetlidir,
Ölüm ise yolculukların en güzeli.
Sizce göktaşı mı arkasında iz oluşturur,
Yoksa iz mi önüne bir göktaşı getirir?
Allah bizi yarattı,
Yoksa zihinlerde Allah’ı yaratmak mümkün değildir.
Bir şeyin yok olması için bile
Yokluğun üzerinde bir güç olmalı.
Biz sadece dünyadaki bilgilerle yetiniyoruz,
Çölde yapılan buz dansı…
Hayattayken doya doya havanızı yaşayın,
Toprağın altı havasız…
Ötelere sevdalı olmak gerekir,
Öteler, ötelerden de uzak bir yıldız.
Sistem her şeyi yutar,
Yutacak bir şey kalmadığında da kendini…
Herkes aynı anda mutlu olamaz,
Olursa, olur fıstıksız fıstık ezmesi.
Kendilerini dünyaya kaptırmışlar her şeyiyle.
Allah'a bile çıkar savaşı açarlar,
Sonunda girmek olmasa cennete.
Savaşta savaş kazanır,
Savaşlar ve keşkeler olmasaydı keşke.
Ben Allah diyorum,
Sizin kuracağınız hangi kelime?
Hayat bir sınav
Ve biz kopya istiyoruz Yaratıcıdan.
Acı çekmeden de vazgeçebilirsin acılardan.
Sakın güvenme kendine,
Sabret son nefesine kadar.
Unutma,
Hz. Adem' i bile cennetten çıkaran bir kural var.
Mart / 2012
Kayıt Tarihi : 2.07.2026 16:13:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



