Düşler sokağında düştüğüm yerdin sen,
Yıkılırsın orada sadece adın kalır.
Üstünde o yılların açtığı yaralar'da,
Silse gözler maziyi o gül seni hatırlatır.
Ben hayal kuramam başka gözler de,
Sana adanmış günahlar varya,
İşte ruhumu onunla yıkayacaksın.
Tertemiz gelemeyeceğim gün gibi,
Ateşsiz de yanacağım kül gibi.
Ayrılıklara Yazan Adam'dan
Erzurum Aziziye Akyazı
Bir Akyazı hikayesi efsanesi: Ayşe gelin
Biz hiç gülümsemedik resimlerde
Fetihten'de üstündür müminin kalbi,
Gönlü nur olan yanmaz ebedi.
Gözünü ırmak gibi akıtsan denizlere,
Ömürler yetmez sevmeye
O kutlu Nebi.
Ben o beklediğin sahil değilim,
Geceler ismini çoktan sildiler.
Bir garip ben kaldım o satırlarda,
Heceler ismimi çoktan sildiler.
Üstünde bir gönül yarası taşır,
Üstünde tepinip günahlarımın,
Aldığım nefese ar dersin sende.
Sen yaşamak dersin solan ömrüme,
Birde edep derde ezer geçersin.
Ellerimde bir kara kışın çatlakları
Sarnıçlar dolusu titreyen baharı bekleyen
Bir kuşun kanatlarındaki mahzen gibi
Ve bir cenin sığmazken ana vatanına
Sen nasıl sığdırırsın ölümün resmine beni?
O yalan gözlerin, o yalan aşkın,
Giderken son defa, gözlerime bak.
Geride bir şehir, kalmasın artık,
Giderken herşeyi, o şehri de yak.
Giderken yalandan, ağlama sakın,
Bir şahit arama karar okundu,
Son arzun ne dedi cellat, bir sigara daha ver.
Ver kendi ateşimi kendim yakayım,
Direnmek yetmedi zulmüne kahrına
Davamın kurşununa dizildi yüreğim
Mezatta süslenmiş bir eser,
Öyle güzel öyle alımlı
Dokunmak bir yere öyle de kırılgan
Yılların eskitemediği aynadaki yüzü,
Satılıp beş kuruşa onursuzca.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!