Ellerimde bir kara kışın çatlakları
Sarnıçlar dolusu titreyen baharı bekleyen
Bir kuşun kanatlarındaki mahzen gibi
Ve bir cenin sığmazken ana vatanına
Sen nasıl sığdırırsın ölümün resmine beni?
Solan hayatındı
Yankılanır o odalarda ilk ayak izlerin metin
Neresinden tutarsan tut yüreğimin
Aynada baktığın kırıkları görmesen de
Emekliyordu bir zamanlar avuç içlerin
Şimdi o yorgunluğun son nefesinde ben
Her ayrılık bir gurbettir gidene
Yanarsın ananın gözyaşlarına
O kapı araları o boş duvarlar
Çekersin Yüreğin'in köşelerine
Mezatta süslenmiş bir eser,
Öyle güzel öyle alımlı
Dokunmak bir yere öyle de kırılgan
Yılların eskitemediği aynadaki yüzü,
Satılıp beş kuruşa onursuzca.
İnkârı yok imkânı olsa yüreğimde, öldürürdüm sana olan düşlerimi.
Katili olurdum bütün gülüşlerimin.
Söz keserdim ayrılıkla,
Nereden eserse essin mutluluk,
Beni senli acılara mahkum ederdim.
Bana senin adınla gelen aşkı neyleyim,
Zulmün içinde her gün ağladı gülüşlerim.
Bir hayatın içinde ben acıyı oynadım
Öyleydi sahnelerde figüran gülüşlerim.
Mallorca limanın da sıradan bir gün
Gemiler son yolcusunu bekliyor
Rota doğu Beyrut Saloman beş gemisi
O yolcular arasında genç bir çocuk
Umuda yolculuk
Körpe Yüreğinin değeri ne kadar ederdi
Arabesk sözlere gerek yok artık,
Rıhtımda bir akşamı çalıyordu gözleri,
Sonra o elem veren edasıyla seslendi.
En koyusundan bir çay getir.
Çayın en koyusu gibi gözleri,
Niye diye cümlelerle başladım,
Niye yaprak döktün ömrüm.
Hep orada kanayıp kalsaydın,
Giderken döktüğün yaşlar gibi,
Bugün de kanattın bugün de.
Adım Baseme
Sana bunları Burj El Barajneh,
Mülteci kampından yazıyorum Meleni
Yazarken düşen her gözyaşım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!