Yanlış bir cevaptı, yüzüm utandı,
Tebeşir elimde, kırıldı yandı.
Sınıf gülüşürken, sıram daraldı,
O gülüş cebimde, taş olup kaldı.
Gözlerine bakıp İstanbul derdim,
Şimdi o boğazda boğuluyorum.
Ben bu koca şehre kalbimi serdim,
Her sokağa sapıp kahroluyorum.
Vapurlar geçtikçe deşilir yara,
Kendi içimde bir dünya, ucu bucağı meçhul,
Bazen kendime sultanım, bazen kendime bir kul.
Bir yanım her şeyi yakar, bir yanım der ki durul,
Ben mi beni yönetirim, yoksa içimdeki mi?
Aynada bana fısıldayan o yabancı kimdi?
Düğünlerde dansa, ilk ben girerdim,
Her masada başka, bir şaka derdim,
Her kapıda yeni, bir isim verdim,
Eve başka biri, olup dönerdim.
Kimine neşeli, kimine sakin,
Karanlık sokaklarda yankı var,
Aynalarda maskeler, yüzler sahtekar.
Sevgi diye sattıkları ucuz bir ticaret,
Ruhlar rehin, kalpler mezat.
Göz göze bakış, arkasında hançer,
Masamda bir dosya, yarım bekliyor,
Takvimde kırmızı, gün tükeniyor,
Kalbim yaşlı motor, gibi tekliyor,
Bugün değil derim, başlarım yarın.
Annemi arayıp, sesini duymak,
Dökülür takvimden sessizce günler,
Bir rüzgâr önünde savrulur dünler.
İçimde birikmiş dilsiz hüzünler,
Sustukça büyüyen bir yara bende.
Yürüdüm bitmeyen yorgun yolları,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!