Eziyet etse de, Yâr’dan geçilmez
Bir tek Sevgili var, başka seçilmez!
Sevgisi gönülde; her yer bir cennet
İçinde O yoksa, cennet çekilmez!
O da beni sever, herkesten fazla
Sevgi karşılıklı, yetinmem azla.
Bir adım gelene,koşarak gider
O’na kavuşulmaz, hep itirazla.
Mutlu olabilmek ayrı bir sanat
Tüm sorunlar dizi dizi bekliyor
Bütün safraları düşünceden at
Bin bir ayak bir tek izi bekliyor
Kanatsız kuş uçmaz kanat et beni
Allah'tan beratı alacaksanız
Sırat-ı Müstakîm yeterli sapın
Nerede ne kadar kalacaksanız
Oraya o kadar yatırım yapın
Onur BİLGE
Asistanla öğrencinin muhabbeti yılan hikâyesine döndü. Derken dersi biten diğer öğretim görevlileri de aşağıya geldi. Onlardan bir bayan ve bir erkek, olayı yukarıdan seyretmiş ya da birilerinden duymuş, gözü yaşlı kızcağızın korunması ve teskin edilmesi gerektiğine karar vermiş olmalılar ki önce Hasan’ın masasına yöneldiler. İkisinin de suratları beş karıştı. Erkek asistan, kaşlarını çatarak:
“Az önce burada yapmış olduğun hareket affedilir gibi değil! Ben otuz dört yaşındayım. Burası okul… Eğitim yuvası… Neden geliyorsunuz buraya? İnsan ilişkilerini bilmedikten sonra iktisat ticaret bilseniz neye yarar! ” diye çıkıştı.
Onur BİLGE
İnsan… Ahsen-i takvim… En güzel biçimde yaratılan… Nimetlerle donatılan… Eşref-i Mahluk… Yaratılanların en şereflisi… En önemlisi… Bir takım katkılar karıştırılan nutfeden yaratılan, denenmek için evrile çevrile işitir ve görür hale getirilen varlık… Akıllı ve sorumlu…
Akıl ve sorumluluk… İşte bana rahat vermeyen…
Onur BİLGE
Beşikçiler yokuşunu çıkarken dayanamadım, elimdeki simitlerden birisinden bir parça kopardım, başladım yemeye… Solumdan arabalar gelip geçiyordu, sağımda Kültür park ve stadyum… Ben yükseldikçe ve uzaklaştıkça küçülüyorlar, küçülüyorlardı… Bu kadarcık bir uzaklaşma ve yükselmeyle bu denli fark ediyorsa, şu koskaca dediğimiz dünya uzaktan nasıldı ki acaba?
Dünyanın bin misli büyüklüğündeki hayat kaynağı bile küçücük bir top, bir tabak kadarsa… Dünyanın durumu ona oranla bile ne kadar acınası! .. Ya Samanyolu içindeki hali? Yürekler acısı! .. Yani Bursa’da ne kadar taş toprak varsa havalansa, savrulsa belki ancak öyle hayal edilebilir o galaksi… Dünya onun içinde bir zerre, bir toz tanesi… Devasa gezegenlerin arasında mavi bir bilye bile değil… Nerde? Ara ki bulasın! Göz falan seçemez herhalde…
Biz, aynı ayrılıkta boğulmuşuz, ölmüşüz
Biz, aynı aydınlıkta dirilmişiz, gülmüşüz.
Bir’e doğru, el ele varmak için yıllarca
Ayrı ayrı yerlere, ölmeden gömülmüşüz.
Bakışlarınla aşka kandığımı bilseydin
Gözlerini kırpmadan gözlerime bakardın
Ne büyük bir sevdayla yandığımı bilseydin
Koca dünyayı bile tek kibritle yakardın
Bilseydin göklerinde çılgınca döndüğümü
Onur BİLGE
Bu sabah, işe gitmek için kurduğum saat yedide çaldığında, uyanmakta zorlandığım zamanlarda yaptığım gibi sağa sola dönmeye başladım. Yastığımı düzeltiyor, rahatıma uygun şekiller almaya çalışıyor, sanki yeniden uyumaya hazırlanıyordum. Oysa kalkmalıydım. Çok vaktim yoktu. Mutlaka yapmam gereken şeyler vardı; duş, kahvaltı, giyinme, makyaj…
Bir de uyumaya hazırlanmak! Beş dakikacık daha… Olur mu? Nasıl kalkacağım ya?




-
Turgut Güler Uzdu
-
Gül Üm
-
Mehmet Asa
Tüm YorumlarBir hayatı bir kaç mısraya sığdırmış Onur Bilge Hanım. Tebrikler.
Onur beyi henüz yeni tanıdım şahsen tanımıyorum antolojiden tanıdım iyikide tanıdım.
Kendimce bir karar aldım her gün bir şirini okuyacağım tabi bu arada ben şiirlerini okuyana kadar şiirleri burda olursa. ALLAHA EMANET OLSUN....
O Bir Seven O Bir Gönül Dostu
Bütün Dostlar Güzel Hatıralar Hatırlatsın
Beni Size Sizi Bana Ölürsek Bir Fatiha
Ölmez İsek Hepimiz Hepimize Ebedi Hatıra