Önce şunu söyleyeyim: Gerçek yaşanmış bir olaymış gibi hissettiren bir kurgu yazabilirim ama bunu "gerçekten olmuş" diye sunamam.
Yazma
Sen Beni Adamken Sevseydin
Hastaneler garip yerlerdir.
İnsan oraya sadece hastalığını değil, yarım kalan hayallerini de götürür.
O sabah onkoloji servisinin koridorunda oturuyordum. Başımda siyah bir bere vardı. Bereyi çıkarmıyordum. Çünkü aynaya her baktığımda kendimi değil, hastalığı görüyordum.
Bir zamanlar gür saçlarım vardı.
Arkadaşlarla gece yarısı çay içmeye gider, saatlerce yürürdük. Gelecekten konuşurduk. İş kuracaktım, evlenecektim, çocuklarım olacaktı.
Hayata sıkıca tutunan bir adamdım.
Sonra bir gün doktor odasında tek bir cümle bütün hayatımı susturdu.
"Bir süre zor geçecek."
O "bir süre", aylar sürdü.
İlaçlar başladı.
Saçlarım yastığıma döküldü.
Yüzüm soldu.
Dudaklarım kurudu.
Ellerim inceldi.
Aynadaki adam her geçen gün biraz daha yabancılaştı.
İnsan hastalanınca sadece bedeni yorulmuyor.
Telefonu da susuyor.
Kalabalıklar azalıyor.
Seni çok sevenler bile zamanla "Geçmiş olsun." mesajından öteye geçemiyor.
Bir akşam kapı çaldı.
Başımı kaldırdım.
Oydu.
Yıllardır uzaktan sevdiğim kadın.
Elinde küçük bir poşet vardı.
İçinde mandalina...
En sevdiğimi unutmamış.
Yanıma oturdu.
Uzun süre konuşmadık.
Sonra sessizce elimi tuttu.
"Ben seni seviyorum." dedi.
Gözlerimi kapattım.
O cümleyi yıllarca duymayı beklemiştim.
Ama o gün...
İçimde hiçbir sevinç kalmamıştı.
Yavaşça elimi çektim.
"Sen..." dedim.
"Sen beni adamken sevseydin."
Şaşırdı.
Devam ettim.
"Saçlarım varken..."
"Hayata umutla bakarken..."
"Koşabiliyorken..."
"Gelecek planları yapıyorken..."
"Gece üçte seni görmek için kilometrelerce yürüyebilecek gücüm varken..."
"O zaman sevseydin."
Kadın ağlamaya başladı.
"Cesaret edemedim."
"Şimdi ettin."
"Çünkü seni kaybetmekten korktum."
Başımı eğdim.
"Ben zaten yavaş yavaş gidiyorum."
O gün saatlerce konuştuk.
İlk kez birbirimize dürüst olduk.
Ama dürüstlük bazen çok geç gelir.
Sonraki haftalarda her gün geldi.
Çorbamı getirdi.
Kitap okudu.
Sustuk.
Birlikte camdan yağmuru izledik.
Bir gün bana,
"İyileşeceksin." dedi.
Gülümsedim.
"İnsan bazen hastalıktan değil, geç kalınmış sevgiden yoruluyor."
O hiçbir şey diyemedi.
Çünkü biliyordu.
Haklıydım.
Bir sabah nefes almak bile ağırlaştı.
Hemşireler koşuşturuyordu.
Doktorlar odaya girip çıkıyordu.
Ben ise sadece kapıda duran kadına bakıyordum.
Gözleri kıpkırmızıydı.
Son gücümle fısıldadım.
"Seni affettim."
"Ama keşke..."
"Keşke beni, güçlü olduğum günlerde sevseydin."
Gözlerimi kapattım.
Odada derin bir sessizlik oldu.
Yıllar geçti.
Kadın hâlâ her ay aynı hastaneye gidiyor.
Onkoloji servisinin koridorundaki pencerenin önüne bir demet beyaz papatya bırakıyor.
Kimse neden bıraktığını bilmiyor.
Sadece giderken usulca aynı cümleyi söylüyor:
"İnsan bazen birini kaybettiği için değil, onu zamanında sevemediği için ömür boyu eksik kalıyor."
Ve o koridor, hâlâ geç kalınmış bir sevginin sessiz tanığı olarak duruyor.
Kayıt Tarihi : 4.07.2026 18:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!