Dostluk !
Atalarımızdan kalan sevdamız olmuştu,
Sevgi saygı.
Ahde vefa, karşılıksız bir ikramdı.
Yıllar geçtikçe, bozulmaya yüz tuttu.
Kardeşlik !
Herkes, eteğini toplamanın peşinde.
Yoksulun derdiyle, dertlenen kim kaldı.
İçtiğimiz su, ekmeğimiz, aşımız
Türkülerimiz bile, ayrı dillerde çalınmaya başladı.
Ve !
Akın akın azalıyor, dostluğun kardeşliğe olan sevdası.
Savrulan insanlar, sahte dostluklar
İyi de, sorarlar insana
Nerede bozuldu bu insan mayası.
Eskiden !
İnsanlara kötü gününde kol kanat geren
Baba dostu, o Pir fanilerin ayak izleri kapanmış.
Ağalar öldü, evlatlar aç maraba
Postu sabanı, her şeyi kaldı ortada.
Hani !
O eski akrabalık bağları
Mahalle muhtarları
Bizi doğurtan, ebeler
Cam şırıngalı, doktorlar
Peki !
Şu tarihimizi yazan kitapların kapakları, bi toz tutsun.
Yada, yazılan sayfaların mürekkep boyaları silinsin.
Bizim siyah önlüklerimizi, kim onlara anlatır.
Yeni doğan nesil, neyi okur.
Tarihi dert edip yazar mı.
Ya da !
Bir parça sevdaya yeltenen olursa,
Kim sır tutabilir şimdi
Hangi baba, bu aşkı baş göz etmeden uyurdu
Hangi Osmanlı anası göz yaşlarıyla, saçını süpürge ederdi.
İnsanlık Nerde Kaldı !
O bacı kardeş ilişkileri
Cami avlusu, muhabbetleri
Köy çeşmesi, aşkları
Berber, dedikoduları.
Düşün !
Her küpeli yiğidin elinde, bir köpek, tasması,
Her pencerede bir kedi ile
Eşinden dostundan, bu kadar uzak kaçması.
Garip değil mi.
Evet !
Biri bir ıslıkla, dur demeli
Nereye, bu insan oğlu..
Nihat Kuruyer 3
Kayıt Tarihi : 16.2.2026 20:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Her küpeli yiğidin elinde, bir köpek, tasması,
Her pencerede bir kedi ile
Eşinden dostundan, bu kadar uzak kaçması.
Garip değil mi.
güzeldi kelimeler, şiir olması da şart değildi...
teşekkürler, gönlünüze bereket...
ve fakat,
daha beter dertlerimiz de var,
.
...
.
evet biliyorum,
yaşam kızgın bir tavuskuşu aramızda,
tüylerindeki gökkuşağını başımıza kakan,
ve öyleyse sizlerde duyun ulan,
müstafiyim artık bu,
hayata pantolonun paçasından bakan magandaların,
ve akşam sofrasına bir arada oturamayan
aileliği kütükte kalmışların ve
aşkını vatanı bilmeyen,
gözdelik ve ikbal peşindeki
dilberlerin davasından,
ah;
.
...
.
Güzel yorumunuz için tşk ederim
Bu şiirimde, elimizden kayıp giden o eski "insanlık mirasına" bir ayna tuttum. Eskiden bir ekmeği, bir suyu, hatta bir türküyü en saf haliyle bölüşürken; şimdi o samimi mayanın nasıl bozulduğunu, insanların birbirine neden yabancılaştığını sorguluyorum.
Siyah önlüklerimizden mahalle kültürüne, cam şırıngalı doktorlarımızdan kapısı herkese açık pirlerimize kadar bizi biz yapan ne varsa sessizce uzaklaşıyor. İnsanın insandan kaçıp yalnızlığa sığındığı bu yeni dünyada, "Nereye gidiyor bu insanoğlu?" diye sorarken aslında kaybolan vefaya ve kopan gönül bağlarımıza bir sitem gönderiyorum. Bu şiir, bizim yarım kalan o büyük sevdamızın ve değişen zamanın bir özetidir.
Güzel yorumunuz için Teşekkürlerimi sunarım.
Selamlar
TÜM YORUMLAR (5)