Nefsin vahasında serap içerken
Hayat süzgecinden her gün geçerken
Ecel tarlasında hasat biçerken
Pişmanlık narıyla yandı bu ömür
Yandı da bu ömür olmadı kömür
Feleğin çarkını öğütür umut
Omuzda yükümüz kapkara bulut
Eskittim yılları her yer bir hudut
Hicranın ufkuna bandı bu ömür
Bandı da bu ömür olmadı kömür
Dünya bir değirmen öğüttü bizi
Gönülde sakladım silinmez izi
Mecnun’a çevirdi bitmeyen sızı
Hasretin çölüne indi bu ömür
İndi de bu ömür olmadı kömür
Diz çöktüm ömrümün kışlağına ben
Düştüm hicranın o boşluğuna ben
Kendi nefesimin loşluğuna ben
Garip hâllerine kandı bu ömür
Kandı da bu ömür olmadı kömür
Vefa rüzgârıydı tek tesellimiz
Gurbette kayboldu her bir izimiz
Suskunluk dilinde kaldı sözümüz
Kendi sükûtuna dindi bu ömür
Dindi de bu ömür olmadı kömür
Seğmenoğlu der ki yol bitti artık
Gönül hırkasında çok arttı yırtık
Ecel sofrasına gönlümüz yatık
Bir akşam vaktinde söndü bu ömür
Söndü de bu ömür olmadı kömür
Dr. Osman Akçay (Seğmenoğlu)
Kayıt Tarihi : 2.2.2026 14:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)