İnhisar bakışlarım firakın ile müşerref
Has elemdir hayırhâh gönlün gönlüme
Müsterihim gönlüm kır çiçeği rayihası
İstiğfar ve nedamettir gurbetliğim
Hasretindir mesrûr ve kimyam
Ey gönlüm harem meclisi.!
Eksik kalan zarafet mehtabında bakışların can-ı cihan
Turnageçidinde yek tebessümün pa-best-i sevda…
Firak sıratında kirpiklerimde demir halkalar
Kalp davası irdelemesinde ismin bizar ve ah
Taarruz sonrası dağılan ordular gibi sersefil ve darmadağınım…
Uğruna uygulansa da ruhuma müsle
Vazgeçmek ateşi yanmaz gönül burçlarımda
İzhır otu toplamak şart konulsa da vuslatın pahasına
Varmaz yek damla lisanım şekvaya
Sevgili Ruken’im…
Nergis gülümsemesi bakışların gurbet sıla arafında ilmek ilmek kefenimi ördürüyor bana kirm-i ebrişem misali. Mahcupluk faslında hasretimi ikrar etmek yeltendikçe heybemden yangınlar taşıyor.
Sevdiceğim zihnimde sana dair binlerce tecessüsü küheylanlar misali gözlerim fezasını işgal edip yüreğimi toynakları ile ezer iken aramızda vukuu bulun hasret dağları ve çorak ovalar katrelerim tevazuunda vadilere bürünüp main berraklığında dudakların kıvrımlarına seda olmak için kıvranıyor.
Aralıklı sevmelerin neticesinde iliklerimde harlandı sevda
Gönül hasret irtifasında…
Birikir iken hudutlarıma ecel rayihası
Yokluk ve soykırım ressamlığına soyunur tenim
Sen gittin
Çiçek açtı hasretin kalbim duvarlarında
İflah olamadı bahtım sensiz
Evvela ertelendi baharlar
Ve kar yağdı dağlarıma
Soğuttu sıcacık kalbim toprağı
Papatya müjdelerinden eylül asıyorum tiryakisi olduğum kirpik uçlarına
Bin bir tür bahar kokan gülüşlerinden yelkenli gemiler oturuyor hüznüm kıyılarına
Bakışların mehtabında sönük kalıyor mehtap ve yıldızlar
Geziyor parmaklarında yağmur yüklü bulutlar
Sığdıramıyorum seni göğsüme ve hüznüme
Ey eylül sarısı hüznüm, geçmek bilmez göğsümün ağrısı...!
Deniz kaybolurken gamzelerinde
Mavilerde kaybettik düşlerimizi şimdi her yanımız siyah...
Ekim sevmelerinde iklim ar’af
Naçar hasret teslimiyetleri sonrası gürledi gök
Göğsüm kor yangınları müdafaaya yeltendikçe
Sevdaya dair cümlelerin eksik öznesinde sükût-u hal olarak sevdim seni...
Dikenlerden yamaladığım dudaklarımın susturulamayan inleyişlerinde ırmaklarca hasretini akıttım gözlerimden
Güz üflenince tabiata
Büründü kaleme parmaklarım
Ağaç kavuklarına çiçek yapraklarını durmadan duraksamadan yazdım seni...
Usul usul kaybolur iken deniz gamzelerin burçlarından
Kaybettik düşlerimizi mavilerde
Şimdi her yanımız zifiri firak ve katran karanlık...
Gürledi naçar hasret sonrası gök
Kor yangınları müdafaasına yeltendikçe göğsüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!