Evet sırasıdır, ölümden konuşacaktık,
İntiharın ebruli ipliğiyle
Bir düğün gecesinde senin
Yakası işlemeli giysinden.
Kapı kapı dolaşıp, etamin ve goblen
Örtüler satan bohçacı ölümden.
Boynuna taktığın eğri taneli
çan eğrisi tersten işlemekte
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
Devamını Oku
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
bilinir mi ne vakit ,ne halde ölümü özlediğimiz. kimi yardan sevdadan sonra,kimi acıdan,yenilmişlik duygusunun tam ortasında,kimi hazan bahçesinin ürkütücü yanlızlığında,kimi tükenmiş ideallerin ardında erimişliğine konuşur öylece ya kendisi ile yada bula bildiği her hangi biriyle. güzeldi son bölüm hariç.
hep konuşalım öyleyse
hep bir ahh dan bahsedip duralım
sarı eylüller diyelim ahh
ne fena içimize doluşan
bu kahırsız kıyamet
hep bahsedelim o zaman
ölümün yarıp yarmaladığı
sarıp sarmaladığı
incir ve akasya ağaçlarından
az huzur
biraz sükun
ve
yeterli düzeyde inşirah
@..
Bir gazetenin
Ölüm ilanlarında
Okuyup adımı,
Öfkeye dönüştürürdü
Sandık kokulu
Hüznünü
Ve ölümü inatla,
Yok yere savunurdu.
Ben bunca yıl
Bunca insan tanıdım
Yüreği zehir dolu;
Yine de insanlardan
Kesmedim umudu.
İnsan dedim
Yekindim;
'Şiir, insanı sevmeye yarar' diyen Altıok'un poetikasındaki ana temalar daima ölüm ve acıydı.
Acı çeker, ölümü yazar ama insanı sevmekten de vazgeçmezdi hiç...
Doğuda öğretmenlik yaptığı sırada, öldürülen gençlerin ardından yazdığı 'Kimliksiz Ölüler' şiirinden bir bölüm aktarmak istiyorum. O şiirde sanki kendine dair bir iz bırakır gibidir;
.............
'Açacak yine baharda / Dağlarda, koyaklarda /
Adı yok bir çiçektir / Zulmün kara toprağında /
Onun da bir sözü vardı / Bu gök kubbenin altında /
İşte o öldü artık; Bir yas bıraktı arkasında /
Ve çağ dışı bir korku / Hısıma, akrabaya..../....'
(Metin Altıok)
Gel ölümden söz etmeden önce
Birşeyler içelim seninle.
Buğulu bir bardağın içinde,
Konuşalım ölümden,
Bir samanyolu olsun masamızın üstünde.
Hadi gel konuşalım,
Sulanmış bir taşlığın serinliğinde.
Akşam sefaları içinde,
Bir masa, birkaç sandalye
Ve ikimiz ölümden konuşalım,
Senin ağzında gül, benimkinde menekşe.
Buzlu ve limonlu ŞIRAYLA birlikte
Ben yazsaydım sadece bu satırını böyle yazardım,
Ve altına da şerhimi koyar imzamı basardım.
Tanışmak kısmet olsaydı yaşarken,
hiç çekinmeden alnından öperdim.
Allah rahmet eylesin.
Silin Efendiler, silin yazılanları
Bugün ölümü konuşacağız
Bugün Madımak günü
Yazıları değil, gözyaşını silenlere selam olsun.
daralttılar dünyayı ve
içine aşk reklamları sığdırıyorlar artık
iyiyiz böyle diyoruz
ahh ne kadar da güzel be birader
akşamları ik el aşık olmak
peşin fiyatına taksitle ölmek ne hoş be yaa
içimizden şehirler geçiyor bazen
bazen yalan yanlış düşler bile kuruyoruz hani
ulan bi fıght club bizde de olsa
ne iyi olurdu filan diye
sonra
dizi başlıyor
unutuyoruz işte
hayata dair sancılarımız
analjezik yanılgılarımıza gömülüp
şizofrenimizi emiyoruz ordan
pırıl pırıl uyuyoruz sonra
cıvıl cıvıl uyanıyoruz
bir bakmışız aa
bahar gelmiş
ne kadar enteresan aslında
eşzamanlı bir kış yaşıyorduk
vaay be bahar gelmiş lan hakkaten
iyi bari
şimdi ölmenin hiç sırası değil
kışa hacca gideceğiz
biraz çöl çekeceğiz içimize içimize ki
daralsın kal-u bela
@..
ve sen
dünyayı esaslı bir baharkenti olarak
tanımlayan sığır-cık
bir yaz akşamını
bir dostun tebessümünü
bir kadeh badeyi
ve bir dilberin kıvrak dansını
yaşamak sanman
beni kandırma hakkı vermez sana
çıkar sölerinden şiirin urbasını
ölümekle şaka yapma
sıkıyorsa
gel
ölelim
@..
sırılsıplak bir yağmur yağsın isterse
insanın aşkın şiirin üstüne
ölüm ıslanmaz
biz ıslanmayız
biz
hummalı baharlar tartan sarraflar
yağmur bize yağamaz
biz yağmura değeriz ancak
ölüm bize uğramaz
biz istersek ölürüz ancak
kadehimi
tüm ölmüşlerin ruhlarına kaldıryorum
en şuh kahkahamla
vayy bee
amma da ölmüşsünüz haa
diye bağırarak..
@..
anlatamadığım duygular sıkıştırdı göğsümü.
ne bileyim anlatılamıyor bazen.
şiirdeki dokudan mıdır,
yoksa şu elim olaydan mıdır.
Bu şiir ile ilgili 36 tane yorum bulunmakta