İnsanı iyileştiremediği yara öldürür.
Kimin yaraladığından bağımsız olarak,
kendini onaramayan vücut çaresiz ölür!
Bazen yaralanmayla ölüm arasında,
uzun ve sancılı bir süreç yaşanır.
Bazen de yaralanmayla ölüm arasında,
ışık hızında bir 'öldü bitti' yaşanır.
Bazı yaralanmalar da hep yaralı bırakır;
ölene kadar az az ölürsün.
Yaranın özü insandır
ve insan da zaten yaralı doğar.
Allah'tan korkarım ki
insan belki de yaradanın yarasıdır!
Belki de bundan sebep
son gününe kadar iyileşmeye çabalar
ve sadece öldüğü gün iyileşir.
İnsan aslında sadece yaradır;
acıması da sızlaması da
çırpınması da bayılması da
ağlaması da gülmesi de
kanaması da kanmaması da
iyileşememesi de ölememesi de bundandır.
Bazı insan da yarasını saklamaya çalışır, başardığını da zannedebilir.
Ama bir an gelir,
bir başkasında yarasını görür.
İnsan kendinde yarasını saklayabilir de,
yarada insanlığını saklayamaz;
yara bere içinde,
insandan insana kanar durur.
Bu kanlı arktan, çaresi yok,
herkes beslenip durur.
Bu insanlık denen yaralı coğrafyasında,
en büyük kaynak tabiki kan gölüdür.
Bu gölün canavarı da balığı da,
tabiki yine insanın kendisidir.
"El ile kanayan düğün bayram..." misali;
hayat dediğin sadece yaralılar esamesidir...
Öyle bir döngü ki;
olan olur, olmaz olmaz...
Ölenin selası okunur da
yaralının esamesi okunmaz!
Kayıt Tarihi : 17.08.2026 14:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yaralıların esamesi okunuyor mu?




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!