Nurdan Feraceler Şiiri - Elbeyi Eyyuboğlu

Elbeyi Eyyuboğlu
31

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Nurdan Feraceler

Güneşin henüz kendi gölgesini kestiği o dar avlularda,
ışık, ipek bir dokunun kıvrımlarında dinlenirdi.
Bir kumaş değildi oysa sarmalayan;
Tarihin, kendi bağrında sakladığı lekesiz bir yemin,
zamanın aşınmaz kalesinde bekleyen sessiz bir duruştu ağlayan..
Lakin kentin yüksek tepelerinden bakan soğuk gözler,
hakikatin asaletini değil, kendi korkularının gölgesini gördüler orada.
Derken, taştan bina kapılarına çekildi demir sürgüler.
Aklın, ışığa yürüyen o pak arzusu,
sırf kendi öz kaynağına sadıktır diye,
mermer koridorlarda bir suç gibi kovalattırıldı..
Yüksek tavanlı, ruhsuz odalar kuruldu gerçeği bükmek için;
İkna adı altında, bir insanın ruhuna vurulmak istenen
çelik kementler, zarafet yoksunu karanlık fısıltılar...
Aydınlanmayı kendi dar gölgelerine hapsedenlerin kibri,
cehaletin en yüksek kulesinden sergiledi yozlaşmış hükmünü.
Bilemediler;
Toprağın altındaki tohumu yok etmek için atılan her adım,
o tohumun filizini yalnızca başka diyarlara taşır.
Nice pak alın, kendi evinde garip, kendi yurdunda sürgün;
Gözyaşını bir fısıltı gibi geceye döküp,
yabancı göklerin altına yürümek zorunda kaldı.
Sözde hürriyet türküleri söyleyen mürekkep yalamış taassub,
sayfalarında yalnızca kendi sığlığının utancını biriktirdi.
Oysa asaletin sesi, gürültülü hezeyanlardan daima yüksektir.
Dışarıda fırtınalar koparan o üslupsuz ve zavallı hiddet,
ruhun sarsılmaz kalesine tek bir çizik bile atamazdı.
Ne ikna masalarının soğuk gölgesi,
ne de hakikati lekelemeye çalışan o kibirli şamata...
Zaman elendi, un ufak oldu o muktedir zannedilen eller;
Geriye yalnızca boyun eğmeyen o asil tebessüm değil kalan,
tarihin dahi eğilerek selamladığı bir tebessümle “Nurdan Feraceler..”

Elbeyi Eyyuboğlu
Kayıt Tarihi : 26.07.2026 22:51:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!