Bayram gelse yâr neyime,
Elindeki taş niyedir?
Ağla derviş şu hâlime,
Gözündeki yaş niyedir?
Yalan dünyanın boyası,
Eritir kalbi mayası.
Gelip geçer her safası,
Bitmeyen telaş niyedir?
Bülbül feryat eder durur,
Felek sille vurur durur.
Ecel kapı çalar durur,
Sendeki bu hırs niyedir?
Malı mülkü bırakırlar,
Beyaz kefene sararlar.
Seni bir kabre koyarlar,
Bu acele iş niyedir?
Dünya bir gölgelik imiş,
Konan göçer bir han imiş.
Ahir sonu toprak imiş,
Dosttan bu kaçış niyedir?
Gönül ne eyler gurbette,
Ömür tüketir hasrette.
Şu fani, yalan cennette,
Yaşamla savaş niyedir?
Baş koyanlar meşk yoluna,
Canım feda yâr yoluna.
Kurban olayım yoluna,
Çektirdiğin ah niyedir?
Âşık söyler yürek yanar,
Gözü her gün yola bakar.
Madem sular Hakk'a akar,
Bahtımdaki kış niyedir?
Âşık olan çeker çile,
Düşer adın dilden dile.
Varırken o son menzile,
Sırtındaki yük niyedir?
Halilî der: Dertler derya,
Gördüğün bir tatlı rüya.
Ereceksen ulu nura,
Bu ham hayal, düş niyedir?
1 Ekim 2026 / Perşembe / Bartın
Halil KumcuKayıt Tarihi : 30.09.2026 09:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yüreğin Hilesiz Aynası: Halilî Der ki... •Son menzili bir avuç toprak olanın, yüreğine dünyayı sığdırma hırsı niyedir? •Sırtındaki kefen tek bir cep bile taşımazken, omuzuna bu kadar günahı ve ahı yük etmen niyedir?




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!