Nilgün Budak Şiirleri - Şair Nilgün Budak

Nilgün Budak

Sahih bir rüyaydı bu.. Dünyanın en korunaklı yeriydi sanki kollarının arası. Ellerini tutmak, Evereste tırmanırken çelik bir halata tutunmak gibiydi. Nasıl da susturuvermişti omzun, başımın içindeki gürültüyü...
Güven demektin sen. Huzurdun, sevgiydin, samimiyettin, dostluktun; mutluluktun...Kitaptın sen, okudukça ölümsüzlüğü keşfettiğim; bitme istediğim.. Kurak bir topraktım ben; ve sanki sen, asırlar sonra gelen yağmurum...Usul usul sızıyordun çatlaklarımdan içeri. Her damlanla can veriyordun; yeşeriyordu sevgi, güven ve daha bir çok yetim tohum...
Şimdi gidersen...? Eğer gidersen..!
_____Gitme...
Beni, binlerce yıllık bir bekleyişe daha terk etme. Adı her neyse bunun, ne dersen de adına; kabulüm. Varsay ben kurak bir toprağım; sen, bir avuç suyum...

Devamını Oku
Nilgün Budak

Bir taşı, bir çöpü bile sevebilir insan isterse; sevilecek bir yan görebilir, doğru yere bakarsa doğru yerden.. Ki sen... Binbir mânâda tek bir aşk cümlesi gibi tezahürün baktığım yerden. Doğru yerden baktığımdan da, baktığım yerin doğrusundan da şüphem yok. Öyle ki; olmuşlardan, halihazırda olanlardan öte bir yerde hayal ettiğim.. Sevgili bir dokunuşa binlerce ihtirasın feda edilebileceği; bir göz temâsıyla, varoluşun anlamına yolculuk gibi....Bu çağrı beni dilsiz eden; seni sağır... Çıkar kulaklarını bir kaç vakit...

_____________ Nilgün Budak ________Epigram/Çağrı_____

___________27.4.2012 /18:10__

Devamını Oku
Nilgün Budak

İnce bir ışık karışıyor,
Karaya bürünmüş tariflerin arasına...
Her 'olmaz'a bir soru işareti ekliyor.
Kapanıyor kapak tam vaktinde;
Umut, bizde kalıyor...

Devamını Oku
Nilgün Budak

sanki...
sanki damarlarımda dolaşan şey kan değil de, hınzır bir acı.
o da ne demeyin...
tastamam bir tanımı yok ki, izah edeyim...
bişey işte...
anlamlı bir hüzün,

Devamını Oku
Nilgün Budak

Yaşanmış varsaydım,
Yaşanabilir olan her duyguyu aşka dair.

Yanmışız içimizdeki gururla,
Gelememişiz bir adım.
Sevmiş, özlemiş, ağlamış, gülmüşüz varsaydım.

Devamını Oku
Nilgün Budak

Elinde çiçeklerle gel demedim ki kapıma. Hem ben istemem çiçek falan.. Sevmediğimden değil çiçekleri.. Kıyamadığımdan. Bir sevgi başlasın diye, bir hayat neden bitsin ki..
____nb / 9 mayıs 2012 / 00:36

Devamını Oku
Nilgün Budak

soyundum..
dünyamı çıkardım üzerimden.
bir seni giydim, bir de aşkı çıkarıp aldım kınından.
hadi olacaklar olsun, çağır;
hazırım ben.

Devamını Oku
Nilgün Budak

Beni sevmemen değil,
Tek korkum; bendeki sevgini bitirecek birşey yapman_________

06.04.2012
2329

Devamını Oku
Nilgün Budak

Kimisi bir aşka herşeyi feda eder, ya da bir aşkı herşeye feda eder kimisi. Kulaklarını sağır ederse binlerce kilometre ötede açlıktan ağlayan bir çocuğun sesi; utanır aşk için döktüğü gözyaşlarından bir de, benim gibisi..


16.4.2012 / 02:00
NilgünBudak

Devamını Oku
Nilgün Budak

GİTMEK DÜŞER SİZE
Aşk kalbinizde acı olmuşken, kalbiniz aklınıza başkaldırırken bir otobüs yolculuğuna çıktınız mı hiç? Gecenin karanlığına bakarken camdan, o karanlıkta kaybolduğunuzu izlediniz mi? Önünüzdeki uzun, kıvrımlı ve ışıl ışıl yol hiç bitmesin istediniz mi? Bir yığın hatıra kulağınızda şarkı olmuş sizi çağırdığında gittiniz mi o şarkılarla o diyarlara, bir masaldı bitti diyebildiniz mi içiniz sızlamadan? Acısı tatlısı sizin değil mi anıların, atabildiniz mi hafızanızdan işinize gelmeyenleri? O şarkıların eski tatları vermediğini hissettiniz mi, burulmadı mı içiniz?

Yalan olup giden sevdanıza birkaç damla gözyaşı döküp, cama yansıyan görüntünüze bakarken alıp verdiğiniz nefesle oluşan buğuya bir kalp çizersiniz parmağınızla,sonra da içine iki harf... İçinizden kendi arabamda olsaydım, açsaydım müziğin sesini sonuna kadar, bassaydım gaza, tüm camları yarılasaydım, içeri girseydi rüzgar çarpsaydı yüzüme alıp gitseydi acılarımı dersiniz.. Dersiniz de.. Öyle gitmeyeceğini de bilirsiniz o acıların. Gecenin sessizliğinde deniz kenarında durup kayalıklara oturup size göz kırpan yakamozları seyretmek istersiniz onun da tam o anda yanınızda olduğunu, titreyen vücudunuzu ısıtmak için size sarıldığını düşleyerek.
Hayallerinizin yok olup gitmesine seyirci kalışınıza, çaresizliğinize içmek istersiniz, içmek… Unutmak bir an bile olsa… Bir şarkı da siz söylemek istersiniz bağıra bağıra. Onun en sevdiği şarkıları bir çantaya koyup atmak istersiniz canınızı daha çok yakmasınlar diye.. Gururunuza aklınıza yenik düşen kalbinizi nereye atacaksınız peki? Nasıl çıkaracaksınız o kalbi bedenden ya da nasıl çıkaracaksınız o imkânsız aşkı kalbinizden? Çıkarırsanız, nasıl dayanacaksınız ziyan olduğunu görmeye öte yandan?
Yine zamandan medet umarsınız.. Ve “değerli yolcularımız…” diye başlayan cümleyle uyanırsınız. Müzik çalar stop etmiş, kulaklıklar düşmüş, sırtınız tutulmuş, yüzünüzde gözünüzden yanaklarınıza doğru kıvrımlı ince bir gerginlik hissedersiniz ki, uykuya dalmadan önce akan gözyaşınızın güzergâhıdır o. Camdaki buğudan da eser kalmamıştır. Sırt çantanızı takar, eşofmanınızı düzeltir, ayakkabılarınızın bağlarını sıkar ve yaşam yarışınıza devam edersiniz. Madem durduramıyorsunuz zamanı, madem aşkınızı yerleştiremiyorsunuz evrene kazıyarak, yazarak çizerek... Bakarak anlatamıyorsunuz gözlerinin içine derin derin madem aşkınızı. Gitmek düşer size son defa arkanıza bakıp gitmek…

Devamını Oku