Ateşin ham maddesiyle yoğruldu bu ten,
Her kıvılcım düştüğü yerde bir mühür açtı.
Can yandıkça, bilincin o kalın kabuğu çatladı,
Ve içeride sızan ne varsa,
Adına "canan" denilen o uçsuz bucaksız denizle buluştu.
Bu, fizik kurallarına meydan okuyan bir akıştı;
Su nasıl yokuş yukarı çıkmazsa,
Ruh da acıdan başka bir menzile akamazdı.
Acı, burada bir ceza değil,
Varlığın kirlenmiş tortularından arınma ritüeliydi.
Et kemikten sıyrılırken,
İçerideki ben, o görünmez aynaya baktı:
Yanan her sinir ucu, senin adına uyanan bir köprü oldu.
Ne kadar kül olduysam, o kadar çoğaldım onda;
Çünkü aşk, eksilmek değil,
Yana yana, damla damla o sonsuzluğa karışmaktı.
Zaman, bu koridorlarda bir saniyeyi bin yıla böler,
Ve her acı anı, ruhun okyanusa döküldüğü bir delta olur.
Artık nerede bittiğimin bir önemi yok;
Ne ten kalıyor geriye ne de benlik duvarı.
Yalnızca senin göğsüne dökülen kızıl bir ırmak,
Yalnızca o büyük çekim kuvveti var.
Can yandıkça cananına akıyor insan;
Çünkü başka türlü arınamazdı bu kirlenmiş dünya,
Başka türlü var olamazdı bu dipsiz, bu nihai kavuşma.
Sinan Bayram
Kayıt Tarihi : 24.09.2026 21:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!