Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • Linguistic Terörizm13.01.2009 - 17:50

    Linguistic Terörizmi ve Teröristleri
     
    Terör kelimesinin ne anlama geldiğini artık günümüzde bilmeyen yok gibidir. Terör kelimesinin izim ve “ist” takılarının da terörü icra edenlerin anlamına çağrışım yapan beyin adresleri.
    Tüm dünyada bu adresleri hemen herkes aynı manalarda algılamaktadırlar. Peki, o halde “Linguistic” kelimesini neden başına koyarak terörle çağrışım yapmaya kalkışmaktasınız diye düşünmekte çok haklısınız. Kendimizce de olsa izahı mümkün bir meseledir.
    “Linguistic Terörizmi” ve “Linguistic Teröristler” ifadesi kaleme aldığım bu güne kadar makalede hiç rastlamadığım bir ikili kavram idi…
    Ancak bu yazının yayınlandığı günden itibaren dikkat edin internette aynı ifadelerin nasıl cut(copy) /paste edilerek beğenen beğenmeyen herkesin sitelerine astıklarını göreceksiniz. Biz bu durumu yayına koymadan önce tespit ettik lütfen izleyiniz.
    Bu mudur, Linguistic Terörizm? Diyebilirsiniz cevap hayır.
    Bu sadece cut(copy) /paste terörizmi olmaktadır. Bizim bahsedeceğimiz konu bu alanın dışında kalmaktadır. Biz şimdiden bu yazıyı cut/paste edecek olanlar olursa diye en baştan bu yönteme başvururlarken en azından yazıyı nerden aldıklarını ve adreslerini gösterirlerse bizlerde arama motorların da aranan konularımız için de bulunan adreslerden olalım diye çabalamaktayız. Çok şükür telif derdimiz merdimiz yoktur. Sadece yazdıklarımızın yüreklerdeki onayı(duası) bizim için en büyük mükafat olacaktır. Zaten yazmaya başladığımız ilk günlerden itibaren yayına gönderdiğimiz tüm çalışmalarımızda hemen her sayfamızda
    “Her Hakkı saklı değildir
    Telif Hakkı Yoktur... Kul hakkı vardır...
    Her Harfinin Her Noktası Bilen için Helalleşmeye açıktır.”
    İfadesine yer vererek en başından beridir düşüncelerimizi Ap açık olarak ortaya koyduk. Ve terörist değil Empatist yetiştiren tek adres olarak da çalışmalarımızı Kalemimizin fikri, beynimizin zikri, alnımızın teri aktıkça devam ettirmeye gayret etmekteyiz.
    Terör ve terörist ise fikir dökemediği için kan dökmeye devam edecektir. Çünkü bu teröristin terörce bir özelliğidir. Terörist sadece cana mı kast eder… Sadece cana değil onun için ulaşılmaz olana karşı tarafa ve muhatabına zarar verebilecek her şeye kast eder.
    Nedir o zaman bu “Linguistic terör” diyecek olursanız değerli okurtaçlarım… Lütfen “günde İngilizce” ifadesine tıklayınız ve ne kast ettiğimiz anlaşılacaktır.
    Evet. İncelemiş olduğunuz üzere 5, 7, 9 günden başlayan 80 güne kadar çıkan İngilizce öğrenme pazarının gazete ilanlarını Tv haberlerini şahsiyetsiz kalıpları rekabet unsurlu memnuniyet yazılarını vs vs vs çıkan arama motorunun ilk sayfasında görebilirsiniz.
    Şimdi tek tek sormak yerine genel olarak beyin antrenmanlarımıza başlayalım…
    Bunların hangisi doğru 5 günde olan mı 7 mi yoksa 9 olan mı? Yoksa 80 günde olan mı? Bizim için muhatap dört değişik verinin sahipleri olacaklar kim onlar derseniz eğer.
     
    “5” “7” “9” ve “80” ifadeleri ile başlayan ve  “ …günde İngilizce” ana başlıklarıyla web sayfalarına yer vermiş Linguistic terörizminin muhatapları olacaklardır.
    Bunlardan ilki 5 günde İngilizce diyerek çıkmış olsa gerek… Bir diğeri ise “yok yav” bana inanan olamaz ben bari 7 günde İngilizce diyeyim demiş olsa bile tahminimce hemen arkadan geleni 9 günde İngilizce diyerek biraz daha insafının sesine kulak verse bile 80 günde diyen bu düzensiz pazarın ayıbını ortaya çıkaracak bir mantığı sergilediğinden bile haberi yok sanırım.
    Ben şahsım adına bu tür söylemleri ilk defa Dr. Wyatt Woodsmall’ dan duymuştum.“Hayatını kazanmak için kendi varlığını tesis etmek ve var olmak adına tüm dünyayı dolaşırken Pazarladığı yeni yüzyılın teknolojisi olan  ve insanlığa (güya) Kurtuluş reçetesi olarak sunulan NLP(Neuro Linguistic Programme) yi İslam pazarında salyangoz sepetinin içinde satarken en sonunda da Bahreynli Müslümanların gözleri önünde Şahadet getirerek Müslüman olan ve İslamı seçen Dr. Wyatt Woodsmall’ O günlerde karısının İspanyolcayı 5 günde öğrendiğini yaklaşık 120 kişilik bir guruba anlatırken… Ben sözlerini bölerek (simultane çeviriler yapılıyorken) bir soru sormuştum kendisine.
    Siz Türkiye’ye u üçüncü gelişiniz. Ve her defasında yaklaşık 1 ay kalıyorsunuz. Neden hala Türkçe konuşamıyorsunuz. Acaba Türkçemi çok zor yoksa siz mi öğrenemiyorsunuz?  Madem eşiniz 5 günde İspanyolca öğrenmiş ise sizin beyniniz mi geride karınızın beyninde mi fazlalık…  Dediğimde beni o kalabalık arasında susturmaya çalışanlar olmuştu. Susturma derdinde olanların “Aşağılık kompleks”lerini O günlerde tek başıma püskürtme şansım yoktu.
    Bu gün ise aynı “günde İngilizce” ifadeli ilanları verenlerin… O gün beni susturmaya çalışanların olduğunu arama motorların da görünce bu yazıyı yazmak zorunda kaldım.
    Hala cevap alamadım ne o günlerde Hıristiyan dinine mensup Dr. Wyatt Woodsmall’dan nede bugün adını ne ile değiştirdiğinden henüz bilgim olmayan Beyin Dili Yazılımcısından…
    Nede evlerini satarak kendisine biat eden onun iddialı öğrencilerinden hala cevap alabilmiş değilim.
    Linguistic terörizmi sadece İngilizce yalanında değil Bilimsellik süsü verilmiş NLP (pazarlama ağırlıklı) teknolojisi Özgüven kazandırıyor iddialarında da kazanlar kaynatıyor. Tam anlamıyla doğru ise Bu kadar nlp ci NLP gelmezden önce Özgüvenleri neredeydi. Ondan bahsedenini duyamadım henüz…
    Ne yani hoca sen temiz miydin derseniz de ben bu yönde manifestom sayılacak resmimi çektirip de piyasaya çıktım.
    Sahi neden 5,7,9 veya 80 günde bu beyin mekanizması  sadece hep İngilizce öğrenir söylemleri söylenir durur. İngilizce öğretmeye gelen tıfıl yabancı eğitmenler güzelim (matematik dili olan) Türkçemizi 1 yılda öğrenemezler. (Her gelen 1 yıldan aşağı kalmıyor) keseyi dolduran gidiyor hep yenilerini getiriyorlar bu “Lingusitic teröristler”..
    Madem 5 günde öğretiliyordu da neden otomatik anında çeviri (simultane) çevirmenlere paralarınızı ödediniz veya hala ödemektesiniz… Bu ne yaman çelişkidir.
    Sen hem 5 günde İngilizce öğrettiğini iddia edeceksin veya bilmem kaç günde ve hala çevirmenlerle ders anlatacaksın… Ayıp kardeşim ayıp. Utanın yaptıklarınızdan. Bu milleti kerizlemeyin.
    Teröristlerdir Fikirsiz insanlar. Sustururlar. Tahammülleri yoktur, farklı düşüncelere.. Yani bir nevi teröristliktir. Sindirmektir, acizliktir. Korku yaratmaktır.
    Sonra pazarlamak kolay hale gelebilsin.
    Ülkemizin özgüven cevheri saygıdeğer Oktay Sinanoğlu bir seminerinde “En büyük hastalık Aşağılık kompleksidir” diyor
     
    Öz güvencesi olmayanın İngilizcesi olsa ne olur olmasa ne olur…
    Sevgipolog damlası
     Bende bu “Linguistic Teröristlerin” ve edepsizlerin karşısında sadece 7 günde öz güvence dilini hem konuşmayı hem yazmayı hem de haykırma garantisi veriyorum.
     Hodri yürek.. Hodri cesaret.
    Buyurun öğrettiğiniz insanlardan oluşmuş basın toplantısı yapın cesaretiniz varsa… Bende sizlerden özür dileyeyim.
    Kafama taktığım çocuk bezini sizin hiç çıkarmadan gezdiğinizin farkın damısınız… Milletin azıcık gözlerinin içine bakın sürekli ceplerine bakacağınıza sözüm ona önce grup olan sonraları parçalanmış Şimdilerde Linguistic Terörizm Merkezi olarak devam eden Sahtekâr teröristler için bu konuda sadece bir örnek vermek yeterli olsa gerek.
    Bu yazımızı bu feryadı okuduktan sonra yazmaya karar verdim. Bu sözde eğitimlere katılmış bir ülke insanımızın dile getirdiklerine lütfen kulak veriniz. Olduğu gibi aktardım. Dikkat ve ibretle izleyiniz…
     
     Nlp’den Beklediğim İngilizce Eğitimini Alamadım!
    eleştirmen74  
    [29 Nisan 2006, 09:00]

    Çalışma hayatımın son 10–15 yıllık döneminde birkaç İngilizce kursuna gitme fırsatı buldum. Belirli seviyelere de geldim aslında, ancak çok ara verdiğim ve işimde kullanmadığım için kurs ihtiyacı doğdu tabi ki.

    Kasım sonlarında nlp seminerine katıldım. (ücretsiz :) özellikle ücretsiz denmesi çok ilginç geldi bana. Birde ücret mi alınacaktı. Seminerde beni kursa çeken şeyin 'kelime' konusu olduğunu tespit ettim. Kursa katılım şartı olarak da bundan önce orta- lise seviyesinde bir gramer bilgisi yeterli dendi. Dolayısıyla seminere gramer bilgisini geliştirebileceğimiz belirtilmişti, ancak öncelikli hedefin İngilizce öğrenebilmek için kelimenin de çok önemli bir unsur olduğu, 2–3 aylık dönemde burada öğretilecek kelime sayısının 2000 civarında olacağını belirtildi.

    “Elementary”den başladığımız kursta şu anda “Upper” seviyesini bitirdik. Kursun başında bize söylenenden çok farklı bir durumda olduğumuzu gördük.
    Kelime bilgimiz ve pratiğimiz zayıf; gramerimiz iyi bir noktada (yazılı olarak) .

    Başta bize 'gramer eğitimine ağırlık veriyoruz kelime ve pratik ise sonraki hedefimiz' denilse idi durumu anlayabilirdik. Bu kurs bana nlp'yi hiç hissettirmedi. Motive etmedi. Öğrenciyi sürekli sıcak bir takip ile doğru çalışma yöntemlerine yöneltmedi. Öğrencilerin derse geç geldiği zamanlarda özellikle yeni konular bu saatlerde başladı ve işlendi. Zira bize dersler nlp hocası eşlik edecek denildi. Ancak sınıf sayısı arttıkça nlp hocamız 2–3 günde bir gelmeye başladı. Kursun başlarında her gramer eğitiminden sonra nlp hocamız bize tek tek Türkçe cümleler söyleyip İngilizce olarak tercüme etmemizi sağlıyordu. Ancak bu uygulama çok uzunca bir süredir yapılmıyor.

    Ayrıca kursa pratik hiç yapılmıyor. Yabancı hoca çok önemli ve bu kursa yabancı hoca maalesef gelmiyor. Sadece “advance” kısmında geliyor. Bu nedenle kursun sonunda kursun pazarlaması amaçlı “advance”e gelecek yabancı hoca 1 günlüğüne geliyor.

    nlp gramer eğitimi veren İngilizce kursu olarak aklımda kalacak sadece. Yani 3.100 YTL sadece gramer eğitimi için oldukça maliyetli bir eğitim olmuş oldu.

    Teknik yorumlara gelince; Bilgisayar odasında bilgisayara sonradan birçok program eklendi? Bu bize verilen ekstra bir şey midir yoksa başlarda olması gereken ve bundan sonra nlp kursuna gelecek olanlara verilecek bir taahhüt müdür? Aynı gün 2 defa bilgisayarda modül görmek nlp'ye göre sağlıklımıdır? 1. Modülü hazmedip bilinçaltına yerleştirmeden 2. Modül geçmemiz ne derece doğru?

    Kelime odasında sunulan kelimeleri doğru telaffuz etmemizi sağlayan ve test eden bir sistem olmalımıydı sizce? Yani burada nlp'nin ayrıcalığı sadece flashback ile kelimelerin sağdan gelip ekrana soldan gitmesi midir?
    Kelime odasıyla sınıftaki eğitim arasında bir organizasyon göremedim.
    Aslında bu uyarılarımın bize faydası olmayacak ve beklemiyoruz da zaten ancak bundan sonra MEB onayıyla bir eğitim veriyorsanız belirli bir kalitede olması taraftarıyım. Zira bende eğitimci ailelerden gelmekteyim.

    Bu kadar emek verip bir sistem kurmuşsunuz ve bunun bir anlamı ve faydası olabilmesi için sistemi sürekli sorgulamalı ve hataları test etmek gerekir. İnsanlara 2, 5 ayda İngilizce öğretiyorum diye milyarlarını almak bu ülke gibi eğitime ihtiyacı bir toplum için üzücü bir olay.

    Ayrıca maliyet kurtarmıyor(12 kişiden alınacak 1 aydaki prim yaklaşık 10.000 YTL nasıl maliyeti kurtulmuyor acaba) diye “advance” sınıfında 50 YTL’lik bir indirimi bile 12 öğrencilerine tercih edecek kadar kar merkezli bir kuruluşun ne kadar eğitim gönüllüsü olduğu da ortadadır.
    kaynak:Şikayetvar.com(tıklayın bir de buraya bakın lütfen)
     
    Okuduğunuz üzere bu sadece bir tanesi ancak İngilizce öğrenebilmenin mümkün olabileceğinin nasılı konusunda ise
     
    “İngilizce öğrenmeye öğretmenlik yaptığı Güneydoğu Anadolu'nun bir köyünde, iki hikâye kitabı ve bir sözlük ile başlayan şimdi Londra'da iş hayatına devam eden bir öğretmenin İngilizce öğrenim hikâyesi ve yerinde tespitler ile önerilerini paylaştığı şurada bulduğum güzel bir yazı. Okumanızı öneririm…
     Lingustic terörizmi nasıl gerçekleştirdiklerine gelince bu sahtekârların kullandıkları bilinçaltı türevler sonucunda… Tasarlanmış bir dizi söz ve cümle kalıplarıyla önce kişiye ihtiyacı olduğunun hatırlatmalarından sonra neden sende öğrenemeyesin gibi lastikli kalıplarla ikna edilmektedir. Bu yaklaşım Terörizim gibi kan akıtmasa bile ceplerinden çaldıkları paralarla eziklikleri artan onca insanın eksilen özgüvenlerinden dolayı terörizm belası dünyanın başına daha çok bela olmaya devam edecektir. Çünkü Kişi başına düşen Özgüvenden çok Kişi başına düşen kapkaçcı ve sahtekar ve dolandırıcı Kişi başına düşen hayat kadınlarından fazladır. Durum bu noktada olunca Kişi başına düşen Linguistic terörist daha da çoğalmadan lütfen bu yazımızı ve uyarılarımızı; Özgüveni hala tam anlamıyla akamayan etrafınızdaki dostlarınıza haberdar ediniz.
    Ediniz ki Linguistic teröristler 5,7,9 günlük Aşağılık kompleksli hastalıklarına devam edemesinler hepsi birden
    Secret olup secretet gitsinler.
    NOT:
    Bu Yazıyı
    Kararan kalblerimize ve Tahrip olmuş beyinlerimizle ise
    Liguistictic teröristlerin yalanları mermiden daha çok sallanıyorken
    Milletimizin fertleri ise
    Kendini sevmeden her gördüğüne surat sallıyor,
    Dağlarda teröristler evlatlarımıza mermi sallıyor,
    Analar, babalar, gelinler … Millet ağlıyorken
     
    Ve okeye döndüğü kadar özüne dönemeyen bu milletin bir evladı olarak, Sağ kalmış olmanın ne derece yaşamak sayılacağı ve sadece “Yediğinin ve çıkardığının farkındalığına yaşamak denilen bir zaman diliminde”…
    “Şehid olan Evlatlarımıza imrendiğim” ideal uğrunda can vermekle, İdeal uğrunda yazmak” arasındaki farkı daha net didikliyordum.
    Şehidin kanı ile Alim geçinenlerin mürekkebi arasındaki samimiyetin farkına bir kez daha kalemimin en sivri ucu ile dokunduruyordum yürek sızısı hissedeymiyim diye…
    Şehidlerimizden daha nasipsiz olduğumuzu bir kere daha gözden geçirmek zaruretini hissettiğim günlerde
    Bu yazıyı kaleme almıştım…
    Niye yazıyordum ki ha bre zaten okuyan okuyor, kendine zaman ayırıyordu. Okurtaçlarımız…
    Ya okumayan sayfaları çevirmek yerine Okey taşlarını tekrar tekrar çeviren Milletin Zaman harmanlayan evlatları okumadıktan sonra ne değişecek ki…
    “Allahım ne olur ‘Okeye dönen’ bir milleti özüne de döndür”.

  • kemal koçak24.12.2008 - 23:56

    Türkiye’de ilkeli bir ilke imza atmaya gayret ederek …

    Hiçbir yurtdışı ithal gelişim modelini benimseyememiş olmamdan dolayı …

    Kendime “kişisel gelişim uzmanı! ” deme gereğini Hiç hissetmedim…

    Kendi öz kaynaklarımızın derinliğinden gelen, her zaman insani olarak gelişilebilirliğin çağdaş versiyonunu ortaya koymaya çalıştım.

    T.C Devletinin kurum ve kuruluşlarına olan güvenimden kaynaklanan

    T.C Türk Patent Enstitüsü Kurumuna müracaatım neticesinde…

    Uluslar arası geçerliliğinden ziyade
    “İnsanlığa hizmeti, faydaya koşturan emek; en yüce emektir.

    Yüreğini, insana fayda için coşturan yürek; ne güzel yürektir”

    Ana ilkesiyle Gönüller arası geçerliliği ön plan da tutarak

    “İnsani Gelişim”,

    “Beyin Antrenörü”(2005/36987) ,

    “Sevgipolog”(2005/36988)

    isimlerini danışmanlık ve eğitim Markaları olarak hizmete sunmuş olmanın da haklı onuru içerisindeyim.

    Uzman sıfatını kullanma yerine usta olduğumu beyanla


    “Usta arazide çalışır. … Uzman farazide
    Çalışmanın hakkı üretmenin paydası ilahi terazide”

    İnsani Gelişim Hizmetkârı olarak çalışmalarıma devam etmekteyim.

    Birçok özel okul ve kolej in yanı sıra Kendi web sitelerinede vakit ayırmaya çalışarak okuyucularımla buluşmaya gayret ederim.

    Dış ülkelerin sıfatı olan (coach) kelimesini kullanmaktan utanıyorum ve hiç bir kimsenin koçu veya keçisi değilim.

    “Beyin Antrenörü & Sevgipolog” olarak hemen her yerde ana ilkem Şudur ki:

    “Her ne iş yaparsan yap her işte yapacağın tek hakikat şudur.
    Eğriyi doğrunun altına koy. Günü geldiğinde doğrulur.”

    Çalışma ve üretme prensibi etrafında Öğrenci Öğretmen ve Ailelerin yanında değişik Kurum ve kuruluşlarında iş adamları ile çalışanlarla yaptığım hizmetlerime devam etmekteyim.

    “Her yerde Gelişebilen İnsan” modeli eğitimlerimi Her işletmeye Özgün tespit çalışmalarından ve İlgilileriyle ön görüşmelerden sonra belirlenen alanlarda vermekteyim.

    Dünya Pazar pastasından payına düşeni alabilmenin Ancak “Profesyonel Duygusal” adımlarda olduğunu bilmek zaruret haline gelmiştir. Keşfedilen ticari yöntemleri ve teknikleri elbette ilk uygulayabilen firmaların gelecekleri noktanın da farklı olacağını belirterek konunun altını önemle çizmekten yanayım.

    ” Eğer işadamı gelişen şartlarda

    ” Çalıştırdığı insanın bileğinden istifade ederken…Şayet Belleğinden ve yaratıcılık yeteneğinden yaralanabileceği sistemini kuramamış ise kendisine başka işler kurması gerekecektir.”

    Konusunun önemini her seminer ve eğitiminde vurgulamaya ve Sıra dışı, farklı, çözüm odaklı katkılarım neticesinde… Öğretim kurumlarının Öğrencilerine de Hedeflerine ulaşabilmek için irade ve tutumlarını kontrol etmede yaşanan olması gerekenden az olan durumunu tespit ettiğimiz öğrenci ve velilerle birebir yaptığım Sevgipolog Danışmanlık sohbetlerinde oldukça verimli ve hızlı sonuçlar aldığımızı müşahedemizde dolayı yaptığımı işimize cesaretle devam ediyoruz.


    Öğrencilerimize Sohbet ve görüşmelerden çıkan bireysel ve grup olarak istek ve arzuları yönündeki talepleri doğrultusundaki Öğrenciye yetecek seviyede Beyinsel Antrenmanlar bütünlüğünde uygulamalar yaparak öğrenecekleri teknikleri yaşamlarına geçirebilmelerinin mümkün olabileceğinin farkında lığını sürekli hatırlatacak ve canlı tutacak çalışmalarımda öğrencilerin tarafında olduğu beyanla Öğrencilerimle edindiğim ortak kanaatlerim ise şu şekildedir…

    Öğrenci kim diye sorulduğunda…
    Ö_ ldürülen iradesinin
    Ğ_arip yalnızlığına
    R_azı bırakılan
    E_zik ezik ezilen
    N_ot ve Net çilesine
    C_ıtını dahi çıkaramayan
    İ_şlenmemiş inci tanesi


    İlke merkezli bir eğitim ve yaşam anlayışım olan “Sevgipolojisini Tanıyanların Psikolojisi yok olur” diyerek üstüne basa basa belirttiğim Sevgipoloji B-ilimi'’nin öncülüğüne devam etmekteyim.


    Sınavlara girecek olanlar için
    Ö_zde de S_özde de S_amimiyetle hatırlatmak istediğim hatırlatmalar için öğrenciyi gözeten tutumumla.…


    Öğrencinin Sınav Kaygısı = Ebeveyn, Öğretmen ve Devlet’in kaybolan(Öğrenciye) Saygısı
    eşitliğinin
    Öğrencinin (kaybolan) saygısı = Ebeveyn, Öğretmen ve Devlet’in kaygısı

    Haline dönüşmesinin haklı tespitleri gibi değişik toplumsal ve bireysel konulardaki düzenli yazı ve makalelerimi seçkin ve seviyeli bir internet dergisi olan www.sufizmveinsan.com adresinde yayınlamaya ve yazmaya uzunca bir dönem devam ettim.


    İlginç ve renkli kişiliğimin yanında Kafatasıma çocuk bezi giyerek kucağına aldığı kendi kızı ile çektirdiğim fotoğrafta bezi kastederek “önce hangisini değiştirmeliyim” dediği kendi metaforu ile yayına hazırladığım
    “Neme Lazımcılığı Parçalayalım,
    Nefsin Lambasını Parlatmayalım
    Ne Lazımsa Paylaşalım
    ismiyle yayına hazırlamaya devam ettiğim üç fasikül olan kitabımı kısa zaman içinde yayınlama gayret ediyorum.

    Okurtaçlarım dediğim okurlarımla halen www.kemalkocak.com adresinde buluşmaya devam etmekteyim.


    Kısaca Çocuklarımızın velilerinden zihinsel olarak daha temiz olduklarını iddia eden anlayışımla önce çocukların poposu yerine (Anne, Baba,ve her türlü sosyal rol mesleki kategorinin) önce kafatasındaki kirliliği gidermek gerektiğine inanan şair kimliğimden de ödün vermeden yazdığı satırlarımda


    “Sessizliğe demir atmış evler karanlığı örtmüş üstüne
    gözü dönmüş aç köpekler Sesi dinmiş evler üstünde
    Sesi dindirilmiş evler üstünde gözü dönmüş aç köpekler…”


    Israrla dururken


    “El ele verse bütün insanlık, gökkuşağını geçmek için
    Bütün gözler benim olsa, bir gecelik karanlık için”


    Belirttiği ifadelerimden de anlaşılacağı üzere her hafta pazar günü canlı yayında Hedef Radyo“sun da 'İnsani gelişim notaları” ismiyle değişik konu ve gündemlerle program yapımcılığına da devam etmekteyim.

    “Her usta biçimlendirdiği eserin onurunu taşır' ilkesiyle birlikte Yetiştirdiğim çocuklarımı ve kazandığım aile dinamiğini Ülke ve Dünya vitrinine pazarlamayı amaçlayan çalışmalarıma hız kesmeden devam edeceğim.

    Deniz feneri derneği Ankara şubesi gönüllü eğitmenlerindenim. İstiklal Marşı derneği(İMDER) üyesiyim.

    Hiç bir siyasi ve ideolojik bir hareketin içerisinde aktif rol almamakla beraber Dar-din-ci‘lerden de Darwinci-lerden de Yeterince uzak durmaya Gayret ediyorum.

    Halen İşadamları, öğrenciler ve ailelerle “Beyin Antrenörü” Danışmanlık hizmetlerime ve Online olarak yurtdışından birçok aile ve gelişimsel çözümler arayan insanlarla “Sevgipolog” sohbetlerimize Eşimin kuantum şuurlu yardımları ve asistanlığı ile çözüm ortaklığı gelişmelerine de 5 çocuk babası olarak devam etmekteyiz.

    Ülkenin neresinden talep gelirse gelsin Diz üstü bilgisayarım ile seminer, eğitim ve “Sevgipolog Sohbetleri” için Beyin antrenmanları hizmetine onurlu bir şekilde hazır donanım olarak elde ettiğim tüm birikimimi ve “Kafatasının içinde Mal varlığını resmi olarak onaylatan ilk Türk” olma şerefi ile birlikte, Ankara’da yaşamaya devam etmekteyim.

    Halen Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim fakültesi 2.Sınıf İşletme Bölümü Öğrenciliğime ve İnsani Gelişim Hizmetkarları Birliği Yönetim Kurulu Başkan yardımcılığı görevine devam etmekteyim.

  • elmas teorisi14.10.2008 - 00:00

    www.elmasteorisi.com

    sitesinde ne olduğu hakkında net açıklamaları bulabilirsiniz

  • Sevgipoloji02.10.2008 - 01:42

    Gönül kırmak değil bizim işimiz… Azgınlaşan ego çizmek…
    Maksadımız, gayemiz ve mesleğimiz…
    Düşünce temeli varsayımlarımız ve kendi orjinal manasal etiketlerimizdir.
    Amacımız Herhangi bir başka (birbaşka etiket=bilimsel) beyinsel etiketi kötülemek değildir…
    Hakikat yayınını (Mevlaonline) aldığımızı var sayarak. Sistemullah da bilgi-alışverişi(feedback) sürekli olarak döngüsel olarak devam etmektedir.
    İlk önce kendi iç âlemimizi ve kendi ailemizi ve çocuklarımızı gözlemleyerek, tespitlerimizi fikri platformda ortaya atarak tartışma ve daha faydalı sonuçlara doğru yol alabileceğimizin farkında olmamızdır. Bize geri dönecek uyarılarla(her türlü pozitif veya negatif) kendimizi yeniden düzeltme şansını kaçırmayacağımızın farkındayız.
    Çünkü bize gelen her türlü geri bildirim geribildirimde bulunanların…
    Beyinsel fonksiyonlarındaki enerji salınımlarındaki akışta olmak ile kendi düşüncelerimizin frekanssal enerjilerinin buluştukları evrensel (beddua-dua) akış içerisinde birleştiğimizin ve yer edindiğimizin belgesidir bize iletmiş oldukları.
    Şimdiden bize ulaştırılacak olan her türlü geri bildirime şükran borçlu olduğumuzu ilan ediyoruz.
    Çünkü Hakikat tekdir.. Doğru(yorum) ise çok...
    Hakikatten uzak ve çelişkili yorum ise uçuktur.
    Bütün yarattıklarına hakikat bilgisini algılayacak ve analiz ettirecek kabiliyette yaratmıştır; Hakikatin merkezi.
    Bu kabiliyetine inanmayanlar ise evrimleştiklerine inanarak Sistemullahın tersinden de olsa aynı hakikate ulaşacaklardır. Günümüzde bu duruma ulaşmış olanların örnekleriyle doludur.
    Her çalışma bizim nezdimiz de insanlığa iyilik ve fayda sağlıyorsa baş tacımız yok değil de insanlığı karartacak ve kirletecek çalışmalarsa ayak pabucumuz sayarız. Bu sadece bizi bağlar.
    Aynı düşünce yörüngesinde olanlar ile de bağlanmak ve aynı yönde sonsuzluğa uçan kuşlar olmak isteriz.
    Uçmak istemeyenler olursa da biz yolumuzdan dönmeyiz.
    Sevgipoloji nedir?
    İnsanlığa” İlmi hal” olarak sunulan İnsanların Hal(davranışlarının toplamına verilen kavramsal ifade) lerinin ilmini dünyaya tanıtan ve duyuran…
    İmamı Gazali, İbni Sina, ibni rüşt, Mevlana gibi sayılamayacak kadar çok düşünürlerin açtıkları yolun varlığını yok sayarak ilerledikleri yolun geçmişine dikilen kaya gibi köksüz ve temelsiz (antitez olarak çıkmış) Psikoloji bilimi karşısında daha fazla suskun kalamayacak olan Sentezin adıdır 'SEVGİPOLOJİ'…

  • insani gelişim16.06.2008 - 14:47

    'Aklın yürekle buluştuğu nokta da… İsyan-i değil İnsaf-i gelişmeli İnsan

    Faydalıda mecburi tek yönde;

    Yaşadığı zamanın nakışını… Bırakacağı isss’e değil izzzze işlemeli İnsan'

    Ana ilkesiyle çıkmış olduğumuz; İnsanlığa Hizmetkâr olabilme yolunda

    Zaruretinden kaynaklanan “İnsani Gelişim” bireyin yeteneklerini fark edip geliştirirken diğer bireylere karşı üstünlük duygusu içerisinde davranmaması gereği bilinciyle gelişimini ortaya koyduğu gelişim modelinin adıdır.

    İnsani gelişim ile kişisel gelişim arasındaki fark

    Bireyin yaşamının kolaylaşması için elde etmek durumunda olduğu yeteneklerini yaşamına sunarken kişi ölümle karşı karşıya geldiğinde kişisel anlamda tüm gelişimi de sonlanmaktadır. İnsani gelişim de ise kişinin ölümünden sonra bile gelişimi devam edebilmektedir.

    Bireyin gelişimine devam ettiği süreç içerisinde kazanmış olduğu kişisel yetenekleri örneğin diksiyon kursuna giderek güzel konuşma yeteneği geliştirmiş olması çevresiyle ilgili (ekolojik) anlamda kişi etrafına bu yeteneklerini üstünlük mesnedi olarak görebilmeye yaratılışı itibariyle yatkındır.

    Hatta bu tip çatışmalar aynı iş yerinde(Mobbig-Psikolojik şideet)) olabildiği gibi aynı evde de kardeşler arasında üstünlük çatışmaları gözlemlenebilmektedir.

    Kişisel ve insani gelişim kavramlarının aralarındaki en büyük fark; Tarihin başlangıcı sayılabilecek tüm ilahi kaynaklarda da tespit edileceği üzere “Habil-Kabil kıssası” olarak anlatılmaktadır. Kişiselliğini öne çıkarma gayretinde olan Kabil isimli kardeş Habil isimli kardeşinin katili olmakla; ilk cinayeti işleyerek daha sonra İnsani olarak gelişmemişliğinin pişmanlığını bir anlık kişisel (Ego) çıkar tatmininden dolayı silememiştir.

    İnsan yeteneklerinin toplamından ve yeteneklerinin eksikliklerinin toplamından daha değerli bir varlıktır.

    İnsanların elde etmiş oldukları kişisel ve bireysel yetenekler diğer insanlardan hiç kimseyi üstün veya daha alt basamaklarda olduğu anlamına gelmez.

    Gelişimde asıl amaç: İnsanların tek tek birey olarak gelişmelerinin toplamı içinde bulundukları o topluluğun (aile, iş, kurum, kuruluş, devler, ülke, dünya, evren) toplam kalitesinin ölçeğiyle doğru orantılıdır.

    O halde sadece tek bireyin gelişim modelinin doğru ve hakikate uygun tarifi en önce yapılması ve tarifi gerekli olan durumundadır.

    Bu yönüyle “Kişisel Gelişim” isimli ticari sektöründeki insanlardan maalesef pek çoğunun “en üstün benim” “ben senden daha iyiyim” gizlemez beden dili uygulamalarının gözlemlendiği uzman olan ve olmayan her samimi insan tarafından algılanması zor olan durumlar değillerdir.



    Her geçen gün bu tip kontrolsüz ve ölçüsüz sözde kişisel gelişmişlerin ve kendileriyle çelişmişlerin artmasında ve buna benzer pek çok ihtimalden dolayı lekesiz ve tertemiz olan “insani Gelişim”e gerek ve şart görülmüştür.

    Söz konusu “İnsani Gelişim” kavramı T. C Devleti Yasalarının hükmünce Türk Patent Enstitüsü’ nün 2005/36989 sayılı tescili ile koruma altına alınmıştır. Alınmasının nedenine gelince en öz ifade ile bu kavramında diğer kavramlar gibi Ego kiri ile kirletilmemesidir. Çünkü Kişisel gelişim adına düzenlenen eğitim organizasyonlarında yurt dışı kaynaklı hiçbir sertifikasyon sürecinin ülke insanımızı aydınlatması mümkün olmayacaktır.

    Kendi Ülkesinin kültürel ve Öz değerlerine sırtını dönen “Kişisel gelişim uzmanı”, “Reiki Masteri” “Yaşam koçu”,”NLP Uzmanı”” siyasi koç”, ”Doğum koçu” ibarelerinin sorumsuzluğundan öte… T.C devletinin tarihi derinliğinden gelen sonsuzluğa uzanma arzusu taşıyan bu Misyonu “Her yerde gelişebilen insan Modeliyle” daha düzeyli, daha organizeli, daha ilkeli olabilecek “İnsani Gelişim Hizmetkârı” ismi altında bütünleştirerek Çalışmalarımızı devam ettirme çabası ve gayreti içindeyiz.

    Çünkü insanlığa hizmet eden bir neslin yaşadığı ve şehit kanlarıyla suladığı topraklar üzerinde yaşadığımızın farkında olan bir bilince sahibiz.

    İnsani Gelişim Hizmetkâr Paradigması Yönetim Kurulu Kurulu Adına

    Kemal Koçak

    www.insanigelisim.com

  • sevgipolog21.09.2007 - 23:15

    sevgipoloji biliminin müntesibidir.
    sevgipolojisini tanıyanların psikolojisi yok olur...
    www.sevgipoloji.com
    adresinde yeterli bilgiye ulaşabilirsiniz..