sanki dünyanın bütün dertleri onun
Karadeniz’de batan gemi de
yüz kasları sürekli gergin
kaşları çatık
suratı düşmüş
asık suratlı yaşamın
bu hain
kahrolası
aşağılık düzen
garip gurebaya
nimetlerinden
zırnık koklatmaz
daha küçüksün çocuk
çok küçük
hiç bir şeyi anlamayacak kadar
benim tavsiyem
büyüme ne olur
büyüklerin kafası da
sesi çok çıkanların dünyasında
suskunluğun
güçlülerin hegemonyasında
zayıfların türküsünü
ezgisini kim söyleyecek
sevdaların hikayesini
bugün bir şey yazmayayım dedim
şeytan dürttü
konuşunca
mangalda kül bırakmadığımız
misafirperver
halkının yüzde doksan dokuzu müslüman olan
suyu
ekmeği
birlikteliği
yaşamı paylaştıktan sonra
yabancılaşsak
tanımasak bile birbirimizi
kırık mırık da olsa
bir sandalyede
taşa oturmaya da razıyım
hani porselende olması şart değil
demini almış
kıvamında çay
hayatın amansız gidişinde
adam gibi yaşamaktan
temel ihtiyaçlardan gayrı
talebimiz olmadı
yaşatılan zulümlerin
hiç birini hak etmedik
atın dipsiz kuyulara
kör olayım
haberim olmaya
havaya savrulan küllerden
kulağım duymaya
otomatik silah seslerini
kabullenmesek de
durumdan vazife çıkarmanın
kraldan çok kralcı olmanın
yaranmanın
yağdanlık olmanın
öne çıkmanın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!