mizacı
kaçak tütünden sert
olduğundan mert
turşu suyu acılığı
biber yakıcılığında
yüreğiyse yumuşacık
lal oldum
konuşamaz
derdimi anlatamaz
söyleneni anlamaz
gözlerim görmez oldu
sesini duyamaz
ayağında yırtık cızlavat
elinde çalgı aleti
birçok mahareti
donanımlı beyinleri ile
köyünü kalkındıran
uykusundan uyandıran
tuhaf bir his var içimde
hani yerinden aniden kalktığında
veya tansiyonun düştüğünde
ya da yükseklere çıkıp
aşağıya baktığında
bir hoş olursun ya
kurak ilişkilerin
çorak yaşam biçimlerinin
ekosistemini kıran
efemer bitkiler gibiydik
çöl bitkisi yani
susuzluğa
sağlıkta
çok şey değişti
son çeyrek yüzyılda
adına dönüşüm dedikleri
belli ki
sağlığın mülkiyetini dönüştürendi
yüzünü güneşin doğuşuna
umuda doğru dön
ve batışındaki güzelliğe
kanma
metafiziğe
Neşet Ertaş’ın
güldürmeyen
mutlu olunmayan
aldanılan
yalan dünyasında
sanal gerçeklikten korkarım
anlatmak kolay değil
talihsiz
tarihsiz ve tarifsiz gidişini
sanki Eyfel kulesi
devrildi üstüme
beynime
yazı tura hayatların
tesadüfi yolcularıyız
ne yöne gideceğini
hangi durakta ineceğini bilmeyen
Nisan 2015




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!