Ne Zaman Kendimizden Uzaklaştık?
Ne zaman oldu bilmiyorum.
Bir sabah uyandık ve aynadaki yüz bize biraz yabancı geldi.
Yine aynı gözlerdi, aynı ses, aynı hayat…
Ama sanki içimizden biri sessizce çekip gitmişti.
Belki çocukken daha yakındık kendimize.
Bir yağmur yağdığında yalnızca yağmuru izlerdik.
Bir kuş uçtuğunda nereye gittiğini merak ederdik.
Bir akşamüstü gökyüzünün rengi değiştiğinde, bunun için hiçbir sebebe ihtiyacımız olmazdı.
Sonra büyüdük.
Bize ne olmamız gerektiğini söylediler.
Ne okumamız, nasıl davranmamız, neyi istememiz gerektiğini…
Biz de yavaş yavaş kendi sesimizin üzerine başkalarının seslerini koyduk.
Önce “el âlem ne der?” dedik.
Sonra “başarılı olmalıyım.”
Sonra “geç kaldım.”
Sonra “herkes benden bir şey bekliyor.”
Derken bir gün, kendi istediğimizle bizden beklenen arasındaki farkı ayırt edemez olduk.
Belki insanın kendinden uzaklaşması büyük bir olayla başlamıyor.
Küçük vazgeçişlerle başlıyor.
İstemediği halde “evet” demekle…
Kırıldığı halde susmakla…
Gitmek istediği yerde kalmakla…
Kalmak istediği yerde gitmekle…
Ve en kötüsü, bütün bunlara alışmakla.
İnsan alıştığı her şeyin doğru olduğunu sanabiliyor.
Oysa alışmak, iyileşmek değildir.
Bazen yalnızca acının sesini daha az duymaktır.
Belki bu yüzden yoruluyoruz.
Çünkü yıllardır kendi hayatımızı yaşamaktan çok, hayatımızın nasıl görünmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Mutluluğumuzu bile başkalarının gözünden ölçüyoruz.
Ne kadar kazandık?
Ne kadar başarılı olduk?
Kim bizi seviyor?
Kim bizi onaylıyor?
Oysa insanın en önemli sorusu belki de bunların hiçbiri değil.
“Ben bütün bunların içinde kendim olarak kalabildim mi?”
Çünkü insan dünyayı kazanıp kendini kaybedebilir.
Kalabalıkların içinde alkışlanırken bile içinden sessizce eksilebilir.
Belki yeniden kendimize dönmenin zamanı gelmiştir.
Büyük kararlarla değil.
Bir sabah telefonu biraz erken bırakıp gökyüzüne bakarak…
Bir şeye sırf sevdiğimiz için “evet” diyerek…
Bir şeye sırf istemediğimiz için “hayır” diyerek…
Ve belki ilk kez kendimize şu soruyu sorarak:
“Ben ne istiyorum?”
Cevabı hemen bulamayabiliriz.
Olsun.
Bazı cevaplar düşünerek değil, yaşayarak gelir.
Yeter ki soruyu sormaktan vazgeçmeyelim.
Çünkü insan kendini bir anda bulmaz.
Bazen yıllarca kendinden uzaklaştıktan sonra,
bir gün küçücük bir sessizlikte
kendi sesini yeniden duyar.
Ve o an anlar:
Meğer aradığım yer uzaklarda değilmiş.
Ben, kendime dönmeyi unutmuşum.
Pınar Önalan
Pınar Önalan 2Kayıt Tarihi : 26.08.2026 01:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!