Ne mutlu, balkona çıkabiliyorum ne mutlu!
Rüzgâr bir anne şefkatiyle okşuyor saçlarımı
Karşımda bir orman denizi, alabildiğine duman
Martılar üstümden geçiyor şarkılar söyleyerek!
Ne mutlu konuşabiliyorum, ne mutlu!
Kısa cümleler kanatlanıyor esrik dilimde!
“Günaydın, merhaba, nasılsınız?”
Kelimeler memnun, alabildiğine ben memnun!
Ne mutlu, uyuyabiliyorum, ne mutlu!
Geceler uzuyor uzağında, sereserpe bir resmin elimde
Rüyalar görüyorum, hem de rüyalarımda seni!
Üzerinde karanfil kırmızısı bir fanila
Ne mutlu, yiyebiliyorum; iştahım yerinde, ne mutlu!
Sokaktan geçen bir simitçinin sesi yankılanırken,
Ben hâlâ vaktin karanlık tarafındayım, şaşkın!
Eski bir plakta Dede Efendi’nin hüzzam ayini çalarken
Ne mutlu, işe gidebiliyorum, ne mutlu!
Akşam eve dönerken elimde sımsıcak bir somun ekmek
Demlenmiş bir çayın buram buram kokusunda,
Pencerede konuşlanmış evde bekleyen aç kursaklar
Ne mutlu, düşünebiliyorum, ne mutlu!
Bir böcek olmadığımı, hatta atamın leylekler olmadığını
Bir hazzın meyvesi olduğumu, geçmiş zamanlarda
Seni düşünebiliyorum seni, gecelerin tenhasında!
Ne mutlu, sevebiliyorum sebepsizce, ne mutlu!
Güneşin verdiği selâmı alabiliyorum nekropollerden geçerken
Buz gibi bir el dokununca, önce gözlerimin kepengi açılıyor
Meğer hâlâ derin bir uykudaymışım ben, bir kuyu kadar derin!
26 Temmuz 2026/Trabzon
Kayıt Tarihi : 26.07.2026 21:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!