Naime Erlaçin: Hayatı, Biyografisi, Eser ...

955

ŞİİR


24

TAKİPÇİ

NAİME ERLAÇİN HAYATI

Naime Erlaçin Adana doğumlu. Evli; bir çocuk ve bir torun sahibi… Sosyolog, Lisans “68” – Sosyal Bilimler Fak. - ODTÜ. Şehir ve Bölge Planlamacı, Lisansüstü “78”- Mimarlık Fak. – ODTÜ.
Okur, resim yapar, klasik müzik sever ve yazarak yaşar...

Şiir ve yazıları Hayal, Simge, Mor Taka, Varlık, Yasakmeyve, Kıyı, Ada, Bireylikler, Yeni Düşün, Deliler Teknesi, Her Şeye KARŞIN, Lara, Kedi, Sonra-Edebiyat, Onaltıkırkbeş, Enkoyu, Lacivert Sanat-E gibi dergilerde; Borges Defteri Kültür-Sanat portalında; Taka ve Yeni Adana gazetelerinde; 2006 Yeni Şiirler Antolojisi'nde yayımlandı.

Eserleri:

6.DEKAD - HAYAL Yayınları, Şiir Dizisi 13, Ocak 2008
ZERENZE (Likurga Susları) - HAYAL Yay. Şiir Dizisi 28, Haziran 2009
GALİLEO - (Hayal Yazıları) - HAYAL Yay., Denemeler, Ekim 2009
ŞİKÂYETNAME - Hayal Yay. Şiir Dizisi 48, Temmuz 2010
BİR TUTAM TUZ - Hayal Yay. Denemeler, Ekim 2010

Kırk yılı aşkın bir süredir düşündüğü, duyumsadığı ve beynine kazıdığı her fotoğrafın yansımasını; gölgede kalmayı ve hayatı kıyısından izlemeyi yeğleyerek yazıyor. Düşüncenin 'zirve'; düşünceyi belgelemekteki en vazgeçilmez aracın yazmak ve buna ilaveten yaşam boyu bizlere verilen en değerli armağanın ise “dil” olduğuna inanıyor.

Doğru bir lisanımız yoksa eğer, geleceğe aktaracak bir hazinemiz de kalmamış demektir!
...Gül ve Kül...
dil
yağarken kırbaçlar
çoksesli ırmak,
güneş bilir de güneşliğini
iç’e açar

doğurganlığa düşer kül

sarışın renkler
unutulur Likurga ülkesinde
siyah
kıskanç bir gardiyan
ayaz göçüdür kırmızı
alevden dile örste soğuyan

hangi ocağın isine değse
çöker avurtları harfle sevişenin
tamama ermek içindir yokuşlar
umut ışıkta tutuşan
ve doruğun kuyudan farkı
bir uçurum kadar

kül
güle böyle ah!
gül, küle kaçar
(26 Şubat 2008)
KIYI Dergisi, Sayı 203, 2008

Naime Erlaçin
...İÇ BÜKEY...

bilir mi yasalar içbükey aynaları
aynalar ki
dışadönük sürdürürler yaşamı
kara kaplı lisanına eremez dikenin
sıralı - düzgün ekin
mızrak çekemez fundalık kovanlarına

“geçit yok”
diye haykıran çittir içbükeylik!

usanır mı şair tekillikten
kendisiyle çiftleşmekten uslanır mı hiç
ürker elbet
aynasız kozalarda isyana kuduran
dimağın sesinden

ah deniz!
bilmezsin sen o uğultuyu

ne dedim şimdi ben?

demedim!
uğradım sadece

sırrı paramparça bir
içbükey aynanın geçerken içinden

tenime teyellendi uğultu...
(2 Ekim 2004) - Naime Erlaçin
...İÇ GÖÇ...

kuş göçü
kış göçü…derken
iğdeler geldi
ve gittiler…

zamanın tik-tak sesinde sarkaç oluyorum
aykırı bir kimya özüyorum Yuda’nın son nefesinde
dinlenirken iç göçümle erguvanın gizinde
kutsalı yeşile, yeşili maviye
ruhun kalkanına sessizliği emanet ediyorum
iğdenin mahşerlik gölgesinde

“yaz bitti” diyor şair

başladı mı yaz
ben neredeydim o halde

“yaslan” diye sesleniyor çınar
acı gülümsüyor salkım söğüt
zait ufuklar umuyor hayattan
onuruna yakışır boyluca
borçsuz
ve alacaklı
yere selamında bile

gitti iğdeler!
siyahi bir an’ın gözünde nöbetteyim
oysa hüznün gölgesinde ey şiirim!
mavisin yine
yeşilsin
erguvan kadar anlaşılmaz o yerde

iç göçe çıkmış kuştur kalbim
taze bir gün umuyor hayattan
sade bir yolculuk başlıyor Atlantis’e
magmada döllenen krater
ve yıkıntıyı taç eden
münzevi tüm kentlere

ak sütü gibi anamın
zamandan bağışlanmış bir ondalık
bir yankıdır yaşam bazen!

hüznü vuruyor yine saatler
eprimiş bir sayfasına belleğin
an’ı mıhlarken ben
iğdeleri düşlüyorum
iç göçümün tik-tak sesinde

“iğdeler gelir”
diyor ses
“iğdeler gider yine…”

Naime Erlaçin