rehincide unutulmuş
suyla yıkanıp geldim
salt balıklar barınır diye
itibarlı değildir deniz
dalgasız olmaz!
kodları baştan yazıyorlar
görmüyor musun
şifreli parçacıklara ayırıyorlar bizi
sosyal
sanal
kapandığında gökyüzü
büyülü masallara adanır kalem
adı konulmamış şiirler
yalnızlığın duvaksız yüzü
sahipsizlik acununda kişner içimizin atı
denizin kıpırtısı ayaklanma reçetesi
anımsamaz varoluş nedenini dingin kumsal
talan edilmiş tekneler kırgın
kıyıya sıvaşan mahrumiyet
okyanusa taşınan zaman
YAŞAM BİLGİSİ Şiirleri:
Yazarken bilgi kavramıyla iç içeydik hep. Sıkça ondan söz ediyor, bir referans noktası gibi bilgiden hareket ediyor ve her zaman bilgiye geri dönüyorduk. Özellikle şiir bilgisi vazgeçilmezdi. Sonra düşünmeye başladım. Duygusuz bilgi ne denli eksikse bilgisiz duygu da o denli eksikti. Yalnızca şiir bilgisiyle değil, yaşam bilgisiyle de yazıyorduk. Bilgiyi duyguyla kucaklıyor; onunla kâh yüzleşiyor, kâh kendi poetik dilimizle açımlamaya çalışıyor, hatta akıl odalarımızda biriken bilgiyi yeri geldiğinde sorguluyor, bazen öfkeleniyor, isyanımızı haykırıyor, böylece şiirde kendiliğimizi oluşturuyorduk
O halde şiir bilgisi aynı zamanda yaşam bilgisiydi. Diğer bir deyişle, yaşamdan süzülendi… Bu dosya işte bu farkındalığın ürünüdür.
“ben kendimi toprak bilirim, toprak beni baba bilir
benim köyümde avrat bile toprak gibi sevilir” – Attila İlhan
Yapısı, bitki örtüsü, iklimi, konumu, onu kucaklayan sosyo-kültürel çevresiyle toprak oldukça geniş ama aynı zamanda yaşam boyu yürekte yaşatılan bir kavram. Şiir ise eldeki malzemelerle, öncelikle dil ve sözcüklerle, sonra da seçerek veya doğal bir süreç sonucunda şairin dağarcığında biriktirdiği zenginliklerle yapılan bir şey. ‘Vatan toprağı’, ‘gurbet toprağı’, ‘ölü toprağı’ gibi deyimleri sıkça kullanır ama şair toprağından pek söz etmeyiz. Şair nerede büyür, gündelik kullanım dilinden onunkini farklı kılan özgün dili, kalemiyle özdeşleşen üslûp farkını nasıl yaratır? Yapıtlarıyla evrenselleşme çabası güderken, nasıl olur da gelenek ve göreneklerinden, yakın ve uzak tarihinden, kültürel mirasından, yaşadığı toplumun değerlerinden ayrı düşmemeyi başarır? Bunlardan ayrı düşmeyi nereye kadar göze alır? Toprağa doğulur elbet, toprak sonradan da edinilebilir, toprak terk edilir, toprağa kavuşulur ama her ne olursa olsun toprakla olan aşk ve hesaplaşma hiç bitmez.
şimdi suyunu sıksam sözün
şiir uçurumda
boşluğa sızar boşluk
doldurur içini
nafile bir acıyla
-babama mektup-
mavi boncuk astım yanındaki ağaca
serçeleri seversin sen
adak ağaçlarını da
vakitsiz yağmalanmış takvimin koynunda
sabır eğiriyor ağrısıyla ürperen
fırtına eliyor kendisine
ceza makbuzuyla gezer
arka cebinde hayat
-Süha Tuğtepe için
ne büyüdü fidanlar doludizgin
ne yolunu bulabildi
tohumu kucaklayan rüzgâr




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi