intihar kuşları ötüyor beynimde
ense kökümde
migrene dönüşecek
o ağrı yuvalanıyor yine
neden böyle acıyor gözlerim
aynada mayalanacak zaman
ödeşmek üzere
kırk başlı ejderimizle
kınayla çıkacağım yağmur duasına
siyahtan uzak
derin denizde
trol ağlarına takıldım
şahdamarımı dinamitliyor sessizlik
ses
ses
kırbaçlandı yüreğim deli mor ah!
parçalarım dökülüyor
yaralarımdan izle beni
nafile öpücükler bırak kesiklerime
insana küsüyorum ben
başka bir dehlize açılıyor kapılar
kendinden ürküyor toprak
bu sokaklar
bu insan
bu coğrafya
siyaha teyellendin bir kez
palamarlar nafile!
bilmez onlar
işgalci bir duygunun sardoğan telaşını
denizin esvabı çakır
'Hayattan caymayı anlayabiliyorum, ama yazıdan caymayı anlayamıyorum.”
-Murathan Mungan
Yazının erişilmez ve uğrunda savaşılacak bir safiyeti olduğuna inandık hep. Başka türlü olsa yazamazdık. Kanımca yazıdan caymamak için en önemli neden budur. Belki de “sanattan caymamak” demek daha doğru olur, çünkü toplumsal ve kurumsal baskılardan kurtulmayı sağlayan; insanın kendisini özgürce ifade edebildiği tek alandır o.
birileri dolanıyor ortalıkta
kimini görür göz
kimini….
işte öyle!
hikâyenin şedit yüzü
güneşe bakıyor yine
Mu’da aklanıyor
en çıplak hali ruhun
her an




-
Ömer Yalçın
-
Faris Faris
-
*
Tüm YorumlarSevda Kenti'nin Öyküsü’nü dinlemek ister misin?
İstersen son şiirime bir göz at… Sevgilerle.
şiirinizde yorgun ve sarhoş bir yaprak gördüm onu aldım ırgat'a verdim...
bu sitede ender şiir yazanlardansınız..
saygı sevgi