Naime Erlaçin Şiirleri - Şair Naime Erlaçin

Naime Erlaçin

rüzgârın sesinde sakla kendini
dağ gelincikleri getir bana
bir mayınsın ovalarımda
gizemli kervanların çölü
kumun ağıtı dudaklarımda

Devamını Oku
Naime Erlaçin

izlerimi arardım engebeli bir patikada
göğsüme yaslanmış sayısız çocuk
ve ergenliği yitik al bir gülle
içimde gezinirken

sen!

Devamını Oku
Naime Erlaçin

hafife almadık birlikte yürümeyi
doğurmaktı en zor olanı

yorgun ikindilerden
kehribar zamanlara geçişin
bir adı vardı

Devamını Oku
Naime Erlaçin

dervişliği bilmez bir dervişe sözlerim kendimi:

kağıda yüklerim suçu
yaşamak sıradan
sevaplar benim
yazmak: patetik kemirgen

Devamını Oku
Naime Erlaçin

aşk tuzaklarıyla tanışmadık hiç
en çok
vermeyi öğrendik dar zamanlarda
kıskaç vakitlerin
girift kayalıklarında yüzdük

Devamını Oku
Naime Erlaçin

- S’nin umuda yolculuğu*


murdar bir bahar sevinci yapışıyor döşüme
“gitsem” diyorum alıp başımı
denizi özlemişim

Devamını Oku
Naime Erlaçin

'Kendi içiyle konuşmayı en iyi beceren yazar' konuşmuş yine...
'...sokakların lâl duruşuna dayanamıyorum...' diyor.

Tıpkı bir başka yazar dostum gibi...
Ve sokakların hoyratlığına dayanamayan ben gibi.

Devamını Oku
Naime Erlaçin

külrengi serzenişlere revnaklar bırakmıştın
canlandı kurşunîde yedi renk
mühürler vuruldu rüzgâra
suya ve dağa
ağladı kehribar

Devamını Oku
Naime Erlaçin

Okunaklı ile okunaksız, olanaklı ile olanaksız arasında kurulmuş köprülere benziyor hayaller. Kimi zaman çalınmalarından, kırılıp yıkılmalarından yakınıyor, mutsuz çığlıklar atıyoruz. Kâh derin ve sessiz bir isyana sürüklenip kızıyoruz; kâh hüzün şarkıları baş kaldırıyor yüreğimizde… Kim çalıyor hayalleri; neden ve nasıl çalınıyorlar? Hayal mi yoksa gerçek midir yitirdiklerimiz? An geliyor, istiridyelerimizde özenle sakladığımız nadide incilere arsızca uzanıyor yabancı eller.

Çalınan, belki de yalnızca gerçek!

Hayalsizlik, yitirmek midir kurgulanmış, beslenmiş ve büyütülmüş bir içselliği; gerçeğin efsunlu izdüşümlerini? Onlar ki sürmelenmiş kapı aralarından, kalbin pervazlarından sızarak, peyderpey doluşmuşlardı kişisel evrenlerimize. Eteklerini ruh ve beyinlerimizin ince oyunlarında savurarak, bilinmeyen bir âlemde sonsuza doğru raks ederek gizem oldular. Has benlerimizde oylumlanarak iç dünyalarımızın bayrak serenlerine dönüştüler. Bizi bize anlatan, “biz”ler oldular. Hayalleri düşürdüğümüzde, “biz”leri mi yitiriyoruz acaba?

Devamını Oku
Naime Erlaçin

sorardım kendime
sadakat miydi nedeni unutamayışın
dostları ve eskileri

elbette hayır!

Devamını Oku