Sana mutlu olmaya, geldi liman sandı o,
Oysa senin denizin, dalgalı ve amansız.
Isınmak isterken bak, sönmez derman sandı o,
Meğer yakan o korlar, ruhu boğan imkansız.
Q
Kaçarken yağmurlardan, tutuldu bak doluya,
Sığındığı o saçak, başına dertler açtı.
Umutla bakmış iken, seninle bu yola,
Yolun başında acın, tüm neşesini saçtı.
Q
Sen böyle gidersen hep, güneşin erken batar,
Gölgen bile terk eder, ıssız çölde kalırsın.
Kırdığın her bir umut, bir gün kalbine batar,
Ektiğin sitemleri, kendin geri alırsın.
Q
Sen böyle gidersen hep, bu yaralar kapanır,
Lakin mahzun kalplerde, adın anılmaz artık.
Yarım kalan o eller, bir sıcağa inanır,
Sana ayrılan sayfa, ebediyen kapalı artık.
Q
Sen böyle gidersen hep, ne gelen var ne giden,
Zira senin baharın, dondururmuş insanı.
Gördüğü vefasızlık, oldu ömrüne ziyan,
Kendi nârında boğul, bitir bu kör isyanı.
Q
Senin yarım bıraktığın, o ıssız tozlu yolu,
Elbet bir gün bir başkası, çiçekle donatacak.
Kırılan kalbin sızısı, bittiğinde huzur dolu,
Yabancı bir el gelip, o yarayı saracak.
Q
Gittiğin o kara gün, biter sandın bu masal,
Oysa her bir gidişin, bin doğuşa gebedir.
Senin sonun olacak, o sahte istikbal,
Geçmişin ağır yükü, o kalbe mühürdür.
Q
Hadi git yolun açık, geçmişin sana yoldaş,
Gururla ördüğün sur, bir gün başa yıkılır.
Garip Murat der ki; dökülen her damla yaş,
Gün gelir boğazına, bir düğüm gibi takılır.
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 20:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!