Göksu Nehrinin kıyısındayım;
Yörük yaylaları ardımda kalır.
Akdeniz’i ayaklarımın ucuna alır,
Kaynağında yıkanır, paklanırım.
Toros dağlarının eteklerindeyim;
İklimim de denizle dağlar etkin.
Çiçekli badem ağaçlarını unut.
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın
Devamını Oku
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın




Toroslar kol kanat gerer yurduna,
Göksu hayat verir bağla bağına.
On iki ay bereketin eksilmez,
Rahmet yağar Mut'un kutlu bağına.
Ilıman yel yeşertir her dalını,
İlk hasatla güldürürsün elini.
Kayısınla bahar erken uyanır,
Can eriğin müjdeler ilk yılını.
Beyaz incir aşar gider diyarı,
Narın, elman süsler yayla bağları.
Ceviz, üzüm, badem, fıstık, hurmayla,
Kırkı aşkın ürün besler yurtları.
Zeytin dalın barış, umut nişanı,
Altın yağın sofraların sultanı.
İlaç görmez, sinek konmaz dalına,
Lezzetinle duyurursun ününü.
Yörük oban yaylalara göç eder,
Honamlılar sarp dorukta güç eder.
Keçi sütü, peyniriyle çökelek,
Helâl lokma her sofraya taç eder.
Kekik, geven, şalba açar dağında,
Arı gezer çiçeklerin bağında.
Prolini bol yayla balın şifadır,
Hak bereket saklamıştır özünde.
Mahrumî derki: övün ey güzel Mut,
Alın terin en büyük servet, umut.
Kayısınla, zeytininle, balınla,
Türkiye'nin bereketisin sen Mut!
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta