Göksu Nehrinin kıyısındayım;
Yörük yaylaları ardımda kalır.
Akdeniz’i ayaklarımın ucuna alır,
Kaynağında yıkanır, paklanırım.
Toros dağlarının eteklerindeyim;
İklimim de denizle dağlar etkin.
Sıcak ve kurak yaşasam da hayatı,
Kışın yağışlar bereket atar toprağıma.
Kayısı, erik, zeytin dikerim bahçeye
Kol atarım Silifke’ye, Erdemli'ye
Sırtımı kâdim Gülnar’a yaslar,
Derin bir nefes çekerim sevdaya.
Hitit, Roma derken İskender,
Abbasi dönemi izim düşer.
Selçuklunun Türkmen beyleri!
Gelir de bir dönemi fetheder.
Karaman’a yakınım tarihten
Bir emirle olurum Fatih’ten
Erlerim korkmaz ölümden
Ve de İtalyan’dan, Zalimden!
Yerköprü Şelalesi, Karaekşi’si
Mangala tutuşur yüreğim.
Mavga Kalesi, Dağ Pazarı Kilisesi,
Saymakla bitmez tarihim benim!
Laal Paşa Cami, Alaoda Mağarası,
Bana meskendir dağların arası!
Sertavul’u, Kozlar Yaylası,
Gönlümün aynası sanki seyir terası!
Karacaoğlan yaşar dağlarında,
Sözleri, sazlara dökülür.
Türkü söyler Musa'm benim
Sonsuza dek var olsun
Mut'um benim.
Kayıt Tarihi : 26.03.2019 19:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Göksu hayat verir bağla bağına.
On iki ay bereketin eksilmez,
Rahmet yağar Mut'un kutlu bağına.
Ilıman yel yeşertir her dalını,
İlk hasatla güldürürsün elini.
Kayısınla bahar erken uyanır,
Can eriğin müjdeler ilk yılını.
Beyaz incir aşar gider diyarı,
Narın, elman süsler yayla bağları.
Ceviz, üzüm, badem, fıstık, hurmayla,
Kırkı aşkın ürün besler yurtları.
Zeytin dalın barış, umut nişanı,
Altın yağın sofraların sultanı.
İlaç görmez, sinek konmaz dalına,
Lezzetinle duyurursun ününü.
Yörük oban yaylalara göç eder,
Honamlılar sarp dorukta güç eder.
Keçi sütü, peyniriyle çökelek,
Helâl lokma her sofraya taç eder.
Kekik, geven, şalba açar dağında,
Arı gezer çiçeklerin bağında.
Prolini bol yayla balın şifadır,
Hak bereket saklamıştır özünde.
Mahrumî derki: övün ey güzel Mut,
Alın terin en büyük servet, umut.
Kayısınla, zeytininle, balınla,
Türkiye'nin bereketisin sen Mut!
TÜM YORUMLAR (1)