Penceremden görünen ağaç,
Bu renk güzel, bu yapraklarda.
Basit bir mutluluk var sabahımda.
Kaybolan çakmağımı bulmuş gibiyim.
Koridordaki kalabalık bile,
Bugün bir güzel geldi gözüme.
Kötülüğün karanlık sularına
Demirleme umutlarını.
Bak! iyiliğin ne çok alı moru var.
Bir gülümseme sarısından;
Kurak bir yamaçta
Gür bir orman yetiştirme yeşiline kadar.
Kuvvetle muhtemel,
Sen şimdi uyuyorsun.
Bense uyumaya çalışıyorum.
Uyusam ve uyansam,
Uğursuz bir eşyayı
Çöpe fırlatır gibi,
Bu bardağı kaç kez satın aldıysam,
O kadar farklı ben vardır.
Kahverengi japon dalgası motifli,
Alt zemini beyaz, turuncu rimli,
Kulplu bir porselen bardaktır bu.
Olduğundan daha küçük gösterilmek suretiyle, Modern haritalarda hakkı yenmiş
Kara kıtanın sarışın savanlarında,
Henüz yeni yeni ayağa kalkmış,
İstilacı bir baskın türken,
Emekleyen kelimelerle,
Yeni yetme dilimiz ilk kez
Eğer bir davetin kambur yükünden
Kurtulmak için geldiysen,
Hiç gelmeyebilirdin.
Günlük telaşlarımızla ilgili
Sohbetimizi yaptık sayardık.
Sevgili adamdı sevgili babam.
Ee bu sevgili adam;
Güldü mü gözlerinin içi güler,
Sövdü mü ana avrat söverdi.
Ve bu sevgili babamın;
Öfkesinin bir at öldürdüğünü de bilirim.
Dilimdeki bu tatsız susuş,
Telem izi,
Süt yanığı gibi.
Keşke sen gibi görebilseydim.
Biliyorum güleceksin,
Bu kabullenmiş çaresizliğime.
Bana öyle geliyor ki;
Dimağımızda, talamusun oralarda,
Olguları mukayese etmeye yarayan
Kusurlu bir ölçme aygıtımız var.
Neyi ölçse bu düğüm.
Eksik çıkıyor hüküm.
Adeletsizliği ile müsemma
Kalkınamayan bir bir ülkenin
Ana karasına sonradan dahil
Denizi olan bir şehrinde;
Zeytin ağaçlarına çocukluğumu,
İlk gençliğimi de tütün tarlalarına,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!