Işıklar süzülürken ahşap panjurların arasından,
Eski bir mahallenin sessizliğinde uyandı sabah.
Geçip gitti yıllar, değişti sokakların çehresi,
Ama ben hâlâ aynı durağın, aynı gölgenin altındayım.
Aşka bıraktın beni, bıraktığın gibiyim...
Gökyüzünde parlar yıldızlar,
Kalbimi saran hasretin acısı.
Gecenin koynunda susar rüzgar,
Aşkın gölgesine umut dalı diktim.
Bir bahar rüzgarı eser yavaş yavaş,
Dağların karlı başı henüz çekilmeden,
Sürgü’nün toprağına bir uyanış düşer.
Kışın sessizliğe bürünen ağaçlar,
Bir sabah aniden al yeşile bürünür.
Takaz’ın bağrından kopup gelen o kaynak suyu,
Çarşının dar sokağına girersin sabahın erkeninde,
Çekiç sesleri vurur örsün üstüne tıkır tıkır.
Körüğün başında bir usta durur,
Yüzü is içinde, elleri nasırlı…
Ateşin kızıllığı vurur dükkânının tavanına,
Kızık’ın üstünde bir ulu çınar,
Balıklı çeşmeden buz gibi akar.
Yoldan geçen durur, suyundan içer,
Yorgunluk kalmaz da göğsünü açar.
Taşların koynunda kaynar pınarı,
Su durgun, taşlar kadim...
Havuzun yüzeyinde halka halka bir sükûnet.
Gölün siyahlı turunculu sakinleri,
Suyun derinliğinde bir bilinmeze doğru süzülür.
Ne yem derdindeler ne de dünya hırsında,
Sanki bir tespihin taneleri gibi
Malatya'nın yiğit oğlu Battalgazi,
Dilinde türkü, gönlünde sevgi.
Adına yazılmış destanlar heybetli,
Zaferlerle dolu, efsane yollarında.
Kahraman bir savaşçı, yiğit ve mert,
Tarih kokar zemin, taşlarıyla,
Battalgazi! ey özlem dolu şehri,
Güzeller güzeli, tarihiyle,
Şanlı geçmişin, izleriyle.
Meydanında huzur, sokaklarında ses,
Bemara Vadisi sarar dağları,
Kuzular yayılır, yeşerir bağları.
Eser serin rüzgâr, söker sabahı,
Dere boyunca bir türkü söylenir.
Kayaların dibinden süzülür su,
Özledim seni artık,
Hiç unutamadım,
Her saat her saniye,
Seni düşünüyorum,
Benim güzel Malatyam,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!