Ey gafil! Bir ulusu anlatamaz
Ne saçının, ne teninin renkleri.
Sarışın, kumral, siyah, kahve, beyaz;
Pek fark yok, bunlar Allah ayetleri.
Ey gafil! Bir ulusu anlatamaz
Bugün kendimleyim, günlerden yalnızlık
Düşündükçe anımsattı hatıralar…
Dalıp gittim yalnızlığımda bir anlık
Sordum: Nerede, dün arayıp soranlar?
Çat kapı gelirdi o dost bildiklerim
Günü saklayan her günün gecesi
Sanırsın bizimle saklambaç oynar.
Güneş sobelenir her şafak öncesi
Bir ışık oyunu gözleri okşar.
Dünya gezinir güneş etrafında,
Deme, bu “Allah’tan”, bir pisliği yersen
Allah sana pislik yazmaz, istemezsen!
Kaderi doğru öğren, atma istersen;
Hem kader dersin hem sınav? Hadi ordan!
Bir yobazsın sen, sallarsın hep kafadan!
Yıllarca konuşuldu Haim Nahum adı;
Doktrin, altınlar, hırsızlık… insanı baydı,
Hiç tanımıyorlar, o siyonizm karşıtı!
Bilmezler, Lozan’da sadece bir üyedir!
Bilmezler, siyonizmle kavgalar etmiştir!
Tarafsız gözle bakalım tarihe
Övülerek anlatılır zaferler.
Ama sıra gelince yenilgiye
Ufak tefek uydurduk mazeretler!
Cephe gerisine kaçmış Çinliler,
Ezberlemiş bir kere, söyler yekten;
Celallenir, sanki cin şeytan çarpmış.
Almanlar araba uçak yaparken
Cumhuriyet bize heykeller yapmış(!)
Nedense bakmaz daha gerilere;
Oy Pepe yaşlı Pepe
Sen gel böyle oynama!
Ayıp olur gençlere
Ayağına dolama.
Bakamadım buradan
Doğduğu için bir bayram sabahı
Babama verilen isim Bayram’dır.
Osmanlı olarak başlar hayatı!
Doğumunda, bayram etmiş adamdır!
Doğmuştur babam bir bayram sabahı,
Ey hasretin şehri, yalnızlığım benim!
Yıllarca dertleşmek istedim seninle.
İnsanca, şehirce dönmedi bu dilim;
Sen mazide dertleştin nice şairle!
Kim bilir, hangi lisanla konuştular?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!