Bir muştu vardı o küçük çocuğun elindeki sapanda
Sabrını cesaretini azametini saklıyordu kefiyesi
Ayağında terlik dans ederken yanan tanklar arasında
Bense bir zamansızlığın kalbinde kayıp…
Ne kadar hafif herkes, ne kadar buralı!
Şehir geceye dökerken sarhoş ışıklarını,
Bir uyandımki;
Rüyalarımı başkalarına vermişler.
Başkalarının uykularını da bana.
Irmak akar, yatağına yaslanır,
Yaprak düşer, toprağına yaslanır.
Kimsesizler kimine yaslanır;
Ben adımı senin adına,
Sensizliğimi sana yaslayacağım.
Yıldız söner, karanlığa yaslanır,
Deniz susar, derinliğe yaslanır.
Yorgun yolcu menziline yaslanır;
Yıldız söner, karanlığa yaslanır,
Deniz susar, derinliğe yaslanır.
Yorgun yolcu menziline yaslanır;
Yorgun yanlarımın gizlice girdim koluna,
Yürüsün diye kendi kendine, derdinin yoluna.
Evde tüten ilk ocak, Türkçe bir gülüşledir,
Anaya can dememiz, özden bir gelişledir.
Konu komşu, akraba; Türkçe bir selam bağı,
Bu dille örülmüştür, gönlümüzün yüce dağı.
İçimde bin yıldır girilmeyen
Kıyısız denizlerin tuzu var.
Kayıtsız bir sabır çöker geceme,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!