Aynı rüzgâr okşar saçlarımızı, aynı yağmurla ıslanırız;
Farklı kıyılarda kendi sessizliğimize yaslanırız.
Göz göze geldiğimiz o çizgi, aslında koca bir yalan;
Seni benden, beni senden ayıran o sonsuz zaman.
Her mezar bende bin soru. beynime çakılır...
İçimde öyle bir matem başlarki...
Gönlüm vucudumdan izinsiz yasa tutulur..
Hey hak mezar da gördüğüm sadece taştı.
Ağlıyordum rüyada.evet rüyada fakat her yer yaştı......
Bir muştu vardı o küçük çocuğun elindeki sapanda
Sabrını cesaretini azametini saklıyordu kefiyesi
Ayağında terlik dans ederken yanan tanklar arasında
Nerede gökyüzünün
mavisi olan bakışların?
Kapatsan gözlerini,
göçmen kuşlar yollarını kaybeder.
Bir akşamdı;
Bense bir zamansızlığın kalbinde kayıp…
Ne kadar hafif herkes, ne kadar buralı!
Şehir geceye dökerken sarhoş ışıklarını,
Duygularım öksüz duygularım yetim
Gönlümün en büyük revnak sarayında
Bir ses arar ruhum belki eski bir metin
Yalnızlık çınlar tüm mihenk taşlarında
Sükutun surları yıkılır da birden
Bir uyandımki;
Rüyalarımı başkalarına vermişler.
Başkalarının uykularını da bana.
Irmak akar, yatağına yaslanır,
Yaprak düşer, toprağına yaslanır.
Kimsesizler kimine yaslanır;
Ben adımı senin adına,
Sensizliğimi sana yaslayacağım.
Yıldız söner, karanlığa yaslanır,
Deniz susar, derinliğe yaslanır.
Yorgun yolcu menziline yaslanır;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!