Ölüm gibi birşey..
Bir aşk yaşadım;
adı dudaklarımda kaldı,
ömrü ise Kerbelâ'nın en susuz gününe yazıldı.
Ne zaman seni ansam,
Fırat gözlerimden akarda,
Sevda, şehir kendi kalbini unuttuğunda başladı.
Sokak lambaları dua eder gibi titriyordu.
Sen,
bir aynanın içinde çoğalan ışık gibiydin.
Bakınca çoğalan,
Bana bir aşk bıraktın.
Ellerinde kına, gözlerin kapıda...
Beyaz gitmiştin; son satırda hâlâ aynı cümle duruyordu:
"Bir şans daha..."
Hangi rengimsin sen, söyle.
Seni neye boyasam eksik kalıyor.
Mavi desem deniz itiraz ediyor,
Kırmızı desem kalbim fazla biliyor seni.
Bir boşluğa savursam adını,
Rüzgâr gelip cebime bırakıyor yine.
Şimdi yeniden binsem motora,
sen de hiç konuşmadan gelsen,
serçe kadar hafif konsan arkama.
Kollarını göğe açsan,
gülüşün ürkütmese kuşları.
Kaç zamandır sarhoş geziyorum sokakları,
çıplak ayaklarımla gecenin taşlarına basıyorum.
Elimde senden kalan bir avuç toprak,
avuçlarımı kapatıyorum,
sen dağılma diye.
Yetiş ömrüm,
ardımdan yürüyen zamanın ayak sesleri var.
Geceye kapandım.
Uzadıkça uzayan geceler,
adını söylemeden beni çağırıyor.
Sana söyleyeceğim o kadar çok cümle vardı ki...Her biri boğazımda tutuklandı.
Hangi harfe dokunsam parmaklarım kanıyor.
Hangi kelimeyi söylesem tutuklanıyor.
Ben hâlâ seni anlatacak bir kelimelerde susuyordum.
Yorgunum...
Gözlerim yorgun, saçlarım yorgun.
Sana hasretim yorgun,
Sevdiğini toprağa emanet edersin.
Son kürek avucundan değil, ömründen düşer.
Bir kurşun gibi girer içine ağır zifiri karanlık,
Ağır ağır öldürür.
Giderken bir kez dönüp bakarsın mezarına.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!