Gar dolabının göğsü yarım açık; içindeki rengârenk kumaşlar, gözlerimi şaşırtan şaşalı parlaklığını saklıyordu. Birkaç adım attıktan sonra, perdelerin bunca eşyayı güne küstürdüğünü düşünerek, tuttuğum gibi çekiverdim. Kulakları okşanan masum bir çocuk gibi şaşkınlığından yüzüme vuran güneş ışınları, etkiye tepki olmalıydı. Hem gündüz gündüz yanan bu lamba da nesi?
Yatağın üzerine uzanan bir kitap, pencereden yayılan bir esintiyle, titremeye başladı.Sayfaların arasından, ayağımın ucuna bir kâğıt düştü. Aldım. Okumalı mıydım?
Mürekkep bana bakıyordu. Aman dedim kendime: _Oku!
Hem bu dilsiz eşyalar mı ele verecek seni?
Kara gözlüm bu ayrılık yetişir,
İki gözüm pınar oldu gel gayrı.
Elim değse akan sular tutuşur
İçim dışım yanar oldu gel gayrı.
Ayların sırtında yıllar taşındı,
Devamını Oku
İki gözüm pınar oldu gel gayrı.
Elim değse akan sular tutuşur
İçim dışım yanar oldu gel gayrı.
Ayların sırtında yıllar taşındı,




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta