Yorgun bir yolcuyum, menzilim sensin
Aşkın dergahına serersen beni.
İster bin dert gelsin, ister gam insin
Sabrın imbiğinden gerersen beni.
Gözlerinden okudum sızlayan dünü
Gümüş akmış tele, ömür serilir,
Alnımda harita, yıllar çizilir.
Kanayan bir sızı, içten belirir,
Boşa geçen günlerle yandı gençliğim...
Yorgun bakışlarım, uzaklara dalar,
Yormak istemiyorum artık kimseyi, zira yorgunum,
Sussun içimde fısıltıyla o eski iz.
Aynada soluk bir çehre, bir de dipsiz
Bir sessizlik ki, tarifi yok, sırdaşım.
Kelimeler yan yana gelesim yok, anlatmak için.
Ne varsa döktüm içimde yakın dostuma,
Bilemedim bürünmüş insan postuna.
Adam sanıp, düşmüşüm riya çarkına
Özü başka sözü başka yalanlardan yoruldum...
Ben benim aklım yettiğinden beri,
Erkek doğdum, adam olmak uğruna,
“Can” sırrına ermek için yoruldum
Dostluğu kardesliği nişan ettim göğsüme;
Herkese güvenmekten, sırtımdan vurulmaktan yoruldum...
Ne isem o oldum, saçımla sakalımla bu salındım,
Ben seni çok sevmiştim,
En derinden
En içten
Öyle ki,
Sırf sen varsın diye,
Ben bu yalan dünyayı bile sevmiştim.
Doğum günüm geçti, takvimler yorgun,
Pişmanlık sözleri dillerde sürgün.
"Yarın" dedin ama geçiyor her gün,
Gelmeyen yollarda yoruldun gülüm.
Görmek istedikçe bahanen hazır,
Yoruldum... Tutmaktan, çekmekten, tamir etmekten
Herşeyi dağıldığı yerde, olduğu gibi bıraktım.
O eski, ince sızıyı bile sevdim artık
Zira o da benim, yorgun ruhumun bir parçası.
Kırıklarımı bile onarmıyorum artık
Sessiz bir gecenin derinlerinden,
Bir ses gelir ruhun en yerlerinden.
Sanki bir sır çıkar perdelerinden,
Sözü cana dokur, yorumcu Gölge.
Q
Mısralar seninle hayat buluyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!