Bir kelimeye hasret kaldım, ne çok şey istedim ki?
Öyle dağları devirme, öyle denizleri aşma.
Sadece bir "iyiyim" de, bileyim yaşadığını,
O yalan değil, o sadece bir dua.
Ne kadar uzak olsak da, sessizlik sarsa da,
Bir kır papatyası, masum ve sade,
Güneşe merhaba der, sessiz, edalı.
Toprağın bağrından fışkıran bir ak bade,
Açar gönlümüze, ne hoş bir hali.
Senin gibi nazlı, gönlü utangaç,
Gelip konacaksa yüreğe bir kuş misali,
kendiliğinden bulacaksa yurdunu,
bir avuç sevgi için zorlama teni;
ruhların kucaklaşması değilse derdi...
Sevgi dediğin, din gibi, inanış gibi,
Siz fısıltı yollayın, rüzgârlar bana getirir,
Dilinizde saklanan, kalbinizde bitirir.
Göz görmese ne çıkar, ruhum izin sürerken,
Sadakat yeminleri, önümde diz çöktürür.
Söz gümüşse sükûtum, altından bir kaledir,
On yedi yıl geçti, dinmedi sızım,
Söküldü kalemim, kırıldı sazım.
Seni soranlara mahcuptur yüzüm,
İmamesi kopmuş tespih gibiyiz.
İtlerin gülüşü bağrımı deler,
Ben benim, biz kim?
Sen sensin, siz kim?
Dün hocandım, ertesi hemşerim,
Kim getirdi sizi bizi?
Ben benim, sen sensin.
Belirsiz bir yaşamın eşiğindeyiz
Var ile yok arasında akıyor günler
Su akarken testisini dolduruyor kurnaz
Garip direnerek hayata ömür tüketmekte...
Hayat dürüste zulüm getirir
Küçücük bedenin, benim narin çiçeğim,
Gözlerinde umut, sevgiyle dolu kalbin .
Belki adımların biraz yavaş olsada minik meleğim,
Ama senin masum ruhun, benim engin gökyüzüm...
O minicik ellerinle sıkıca tutun hayata,
Soğuk yatağımda yalnız yatarım,
Susuz içerim sevdayı, sevgi satarım .
Duvardaki gölgem bile güler halime,
Sarhoş olur da sevdiğim, girmez rüyama...
Çakır keyif tüyünün tek teli değse elime,
Sol kaburgamda bir ev vardı, neşeli, aydınlık,
Ellerimle kurduğum, aşkla ördüğüm bir anıt.
Her taşı sevgiyle mühürlüydü, herköşesi bir umut,
Sandım ki sonsuza dek kalır, bu mahrem konut...
Bir fırtına koptu ansızın, ruhum titredi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!