Ne çok kendi içime düşmüşüm, ne çok kendi ateşimde yanmışım, ne çok ben olup benden dışarılara gitmişim. Her gidişin bir varış, her düşüşün bir dokunuş, her yanışın bir doğuş olduğunu anlayana dek, bir ömrü tüketmişim. Şimdi, bildik bir hikayede, bildik bir üçlemeyim, AN’dayIM, VAR’lığIM ve HİÇ’liğİM…
Kanımda,
gülüşünden
alyuvarlar dolanmakta,
o yüzden
bu kadar savruk
Ah kalbime üşüşen
halden anlamaz
sarhoşluk halleri,
bu yangını nefesiyle söndürecek
güzelliğinin cemalinden
Siyasi bir duruştur AŞK. Ya davanda diretir kazanırsın, ya da vazgeçer sahneyi başkalarına bırakırsın. Ona öyle sahip çıkmalı ve anlatmalısın ki AŞK bile kendini SEN sanmalı.
Yine sancılandı sol yanım,
soğuk bir demiri yoldaş eyledi tenim,
bir nefes düşüverdi
gözlerimden akan damlalar ile kapladı bedenini
soğuk demirin
ve
I
AŞK ile düşüverdik yollara, gül olup batıverdik kendi canımıza, ummanlara düşüverdik canı kuşanıp, bade olmuş sözlerimiz, ateş olmuş özümüz, yanarız aşk ateşi ile döne döne.
II
Göle düşen katrenin dalgasıyım, ortasında ben, en dıştaki dalgasında ben, her bir ışık yansır dalgamın köpüğünde, aşk kuşatır beni, alemin aynası olur yüreğim, yansırım kendi nefsimde
ve sen arkanda toz karası buğulu kokun ile
karıştın ne olduğu belirsiz zamanlara
katıksız açlıklara terkederek beni
zalim ile yaren ettin sıla akşamlarında
o vururken sazının tellerine kinayeli
Bütün bu suskunluklar var ya… Gözlerinin yeşilinde ölüp giden benliğim yüzündendir bilesin. Sen suskun kaldıkça, ben; sarı bir papatya olup açıvereceğim kışın ortasında. Kırılgan bir düşe teslim edeceğim kendimi. Kar tanelerinde patlatırcasına yapraklarımı…
Belki de gözlerin kahverengi idi, toprağı tenime döken ölümlerden yaşam bulayım diye.
Belki de simisyahtı, gecenin örtüsünü çekip üzerime yaşamdan saklayan beni.
Kızıl bir sevdadan devraldık bu ateşi biz
ve
çoğaldıkça içimizde aşkın tüm halleri,
biz kendi yüreğimizin devrimini yapıp
aşk ile boyamalıyız duvarlarını tenimizin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!