Ey varlığıyla varlığımı onurlandıran,
yerin yedi kat altı ile
yedi kat üstü arasında
hep sen varsın,
yarattığın cehennemin
aşkının ateşini taşıyor,
Tutkusuz tutkularda
Bedenim
İlmek ilmek
Düğümlendi
Saçlarım düşüncelerime
Soruları olmayan
Yine aynı yerdeyim, arkamda yüzlerce can hayata katılmak için sıraya girmişler. Bana ondan söz etme dediler, soğuk imiş adı, sıcağını tanımlayabildiniz mi soğuğundan ürküyorsunuz? Dedim kendime.
Aynı esinti dolanmakta yüzümde, aynı düğüm düğüm olmuş boğaz, Bugünü dünden farklı kılan, rüzgara eşlik eden su sesleri. Küçük gökkuşakları doluşuyor ağaçlar arasından sızan ışıklara çarpan damlalardan.
Tenim ıslanıyor taşlara dokunan su zerreciklerinden, elimde bir şişe şarap açıp eşlik edesim geldi bu cenneti anımsatan manzaraya. Bu görüntüler, kokular, sesler ahir zamandan geliyor olsa gerek. Bugüne dair sözleri taşıyorlar içlerinde.
Yasak meyveyi Havva’mı yedirdi Adem’e, yoksa Adem görüpte Havva’yı BEN’liğini mi terketti. Yılan Adem’in nefsi miydi? Yoksa uyanan bedeni miydi?
Adem Nefsine teslim olup Havva ile birlikte oldu diye mi çekmekte bütün insanlık bu azabı. Değilse kimin uçkuru düştü de cehennem oldu dünya tüm insanlığa.
ah gecikmişliğin acemi teslimiyeti
ne zaman seni görsem
pencerede
hep
aynı görüntüyü
getirirsin karşıma
AŞK,
kamburun içine gömülmüş yürektedir.
Dışardan zor görünür
oysa içerden yanardağ gibidir.
Göze güzel görünen
her zaman mutlu etmez,
Bazen, ne ağır gelmekte yüreğe, şu aşk denilen haller.
Bazen de
ne eksik hissetmekte kendini aşksız ve bitap düşmüş halde olan yürek,
kaç atasözü dile gelse,
kaç dua eşlik etse,
kaç kutsal sözcük ile dolansa da dile.
Hadi ben yangınındayım AŞK’ın.
İçim coştukça coşup yağıyor gözkapaklarımdan yüreğime.
Sana ne oluyor üzerimi örten gökyüzü.
Sen neden iki gündür durmadan yaşlar döküyorsun üzerime.
elekten sardunyalar eledim
tel tel çiğdem çiçekleri döküldü
leğende kardelenler yıkadım
sıktığımda menekşeler damladı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!