Oğul sana bir nasihat edeyim,
Sakın ola bu sözümü unutma,
Yalana dolana meyil eyleme,
Bırak aksın gözyaşını kurutma...
Ağlayan değil ağlatan utansın,
Gönül her gelene verme sırrını
Düşersin dillere ayan olursun.
Güvenip terk etme öz vatanını
Ömrün boşa geçer ziyan olursun…
Sanma ki nasihat ata’ndan boşa,
Aşk-ı niyaz ederken, sabah oluyor erken,
Geldik, gideriz derken, “dur” dedin kervanıma.
Acıya ekmek bandım, kederi rızkım sandım,
Gafletteydim, uyandım, can kattın yar canıma…
Halim hep ayan idi, cahilce beyan idi,
Bu gece ben sana ellerin beyaz mı dedim mi,
Bu gece uykuya dalarken, söyle beni özledin mi,
Baktın mı pencereni aralayıp yıldızlara gülüm,
Dilek tutmak için yıldızların kaymasını bekledin mi…
Kokunu getirir diye çekerken içime buz gibi rüzgarı,
Bu gece çalma kapımı yalnızlık,
Rüyalarımı özgür bırak.
Kim mutlu olmuş hayatta
Yüzü gülüp içi kan ağlayarak…
Hangi gecem masum çocuk modunda huzurlu,
Hangi yaprağım yeşil kalacak bu bahar,
Aştık yine yüce dağlar ardını,
Dost ile unuttuk gönül derdini,
Hasretinle geçer ömrün her günü,
Adını dağlara yazdırır kader...
Derelere indik sular içmeye,
Güneşli bakışlarla dolaşmak hayat boyu,
Etrafa gülücükler saçabilmektir bahar.
Dost için gözlerine haram edip uykuyu,
Ömür boyu yüreğin açabilmektir bahar…
Yağmurlarla ıslanıp, huzurlarla kurumak,
Veda edip senden ayrıldığım gün,
Resmini odamda duvara astım,
Bu sevda gönülde yaşıyor ama
İsmine, cismine, resmine küstüm…
Bir an bile seni kırmamak için,
Maziden kalanları silerek bir kalemde,
Benim gibi yalnız mı kaldın bu mevsim sen de.
Ayrılık otu ekmiş felek gönül bağıma,
Bunun suçu arkadaş ne sende, ne de bende…
Yaktık gurur öfkeyle bunca sevgi ormanı,
Acıları kadeh yaptım gönlüme,
Doldurup, doldurup içtim bu gece.
En büyük cezayı kestim ömrüme,
Sevmekten ebedi geçtim bu gece…
Anılar gözümden silindi tek-tek,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!