Aramıza girip beni
Yandurun dağlar Yandurun
Bir gün gelir geçer diye
Kandurun dağlar kandurun
Bir zamanlar idum veli
Pınar kurumuş baştan
Farkı kalmamış taştan
Bu nasıl bir sevda ki
Gözüm ayrılmaz yaştan
Adı inatçı Sanem
Ne varlığım ne yokluğum
Ne açlığım ne tokluğum
İçimdeki çocukluğum
Sanki senin umurunda
Yaralansa milliyetim
Bitmez kâbuslarla başımı eğen
Ne kaldı ki artık bu aşka değen
Kara bela gibi sabah bilmeyen
Sarhoş gecelerin mezesi oldum
Gel de gör halimi gel de gör sütsüz
Yıllardır gözlerden uzak birine
Darılsam ne olur darılmasam ne
Ellerim titrerken resimlerine
Sarılsam ne olur sarılmasam ne
Alakam kesilmiş goncayla gülle
Beni böyle bırakıpta
Gidemezsin selvi boylum
Kağıt gibi yıpratıpta
Atamazsın selvi boylum
Kara yapar dert bahtını
Nasıl istiyorsan git öyle yaşa
Eller gibiymişsin mademki sende
Bir daha adını anmak mı, haşa
Sen artık kapanmaz yarasın bende
Senin ne baharın ne yazın, güzün
Hiç işim olmazken kalleşle, puştla
Kendi micazımla yaşarken aşkla
Konduğum gönülden ufak bir hışt la
Sen beni uçacak kuş mu zannettin
Gecen tan olsa da akşamın öğle
Geçer gibi sel seli
Sarar gibi yel yeli
Okşar gibi el eli
Sen bana seni anlat
Yüzse bile şer şer de
Neden kaçarsın ki hafif belirsem
Demek ki hoşuna gider delirsem
Şayet bu savaşta galip gelirsem
Şart olsun ki seni unutacağım
Aklımı fikrimi senden çalarak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!