''Mükerrem beldedesin

Abdurrahman Yıldız
440

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

''Mükerrem beldedesin

Hangi yüzle varırsın, Beytullah beldesine
Nasıl çıkarsın bilmem, Arafat tepesine

Yolda güzel yolcuda, handa güzel hancıda
Yeterki sen layık ol, o makama varınca

Mükerrem beldedesin, bunu hesap edesin
Tavafını sıkça yap, kıymetini bilesin

Lebbeyk sedalarıyla, Ahir Zaman Ümmeti
Beyti tavaf ederek, kalbden siler illeti

Davete Lebbeyk diyen, Arafatta toplanır
Durulan Vakfe ile, kul günahtan paklanır

O makama varanlar, Rasülü unuturmu?
Ona aşık olanlar, sahi rahat uyurmu?

Allahın sevgilisi, nebilerin incisi
Ravzadan minberine, derler Cennet Bahçesi

“Hayânı takınarak, güzel bir selam ver de
Salat ve Selam eyle, O devadır her derde”

Abdurrahman Yıldız

NOT: 8.nci beyitte emeği geçen Sayın HİKMET ÇİFTÇİ kardeşime teşekkür eder saygılarımı sunarım.

Dost kalemlerden

buraları görenler geri dönmek istemez,
çokları ister amma buralara gelemez!

uyanık ol ey gönül, iste isteyebildiğin kadar,
burda la yoktur, lebbeyk der dağlar taşlar!

içenler Hak şarabın, Zemzem bile istemez,
içi aşkla yanana, cehennem dahi etketmez! ..... İlyas Ayyıldız

Abdurrahman Yıldız
Kayıt Tarihi : 9.4.2011 20:39:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Eşref İnanç
    Eşref İnanç

    Muhterem hocam anlatım ancak bu kadar olur. o Mübarek beldeyi görmediğim halde inanki manevi hazzı aldım. Bir an oradaymışım gibi kendimi hissettim. Manen yaşattığın için allah razi olsun.takdire ve tebriğe şayan güzel dizeler. listemde olduğundan ancak puan verebiliyorum. 10 puan bu şiirin için en alt puan fakat fazlası olmadığından yapılacak birşeyde yok.Selam ve saygılarımla.

  • Hikmet Çiftçi
    Hikmet Çiftçi

    VAKT-İ ASR-I SAADET

    Yeri göğü aydınlatan o muhteşem gelişten sonra, hiç sönmeyen İslam’ın nûru, bütün karanlıkların aydınlığı, zilletlerin şimşeği, vicdanı kararmışların mah’ı oldu.
    Geceye inat bir ay gibi doğdu…

    O nurun varlığında karanlıklara yer kalır mı? O aydınlığı görüp de gözü kamaşanlardan olmak yerine, gönül gözünü açık eylesin Rabbim kullarının.

    Hz. Musa, Tûr Dağı’nda Allah’ı görmeyi ister. Bu dileğine Allah:
    “Sen beni göremezsin Ya Musa! Senin gücün buna yetmez” der.
    “Yine de görmek istersen şu karşı tepeye bak!” diye seslenir.
    Musa karşı tepeye bakmaya çalışır sadece…
    Görülmemiş muhteşemlikte, parlaklıkta bir NÛR…
    Başını hemen önüne eğmek zorunda kalır. Çünkü o nûru görecek göz yoktur. O’nu görecek tek göz, GÖNÜL GÖZÜ’dür.
    ***
    Gözü körler, göremezler şimdi Saadet Zamanı’nı, Saadet Yüzyılı’nı…
    Dünyanın aydınlığa kavuştuğu dönemdir, o dönem…
    Kimi çekemediğinden, kimi kabullenemediğinden, kimi, insan olamadığından, kiminin de gücü, aklı, iradesi yetmediğinden göremezler O Vakt-i Saadet’i…
    Hangi yüzle varacaklar ki, hengi gönülle, yürekle varacaklar ki, O Beytullah’a…
    Nasıl yol bulacaklar, gönlü karalar, gözü karalar, kalbi mühürlüler, dili tutulmuşlar…
    Allah’ı anmaktan kendilerini mahrum etmişler, nasıl varacaklar o Mükerrem Belde’ye?..
    Hangi ayak onları taşıyacak, o yüküyle, bedenince günah ağırlığına gark olmuşken…
    Hangi ayak, hangi diz çeker, bu kadar kahreden belaya düşmüşken insanı ?..

    Af dilemesini bilemeyen insanın yolu dik, yönü tersine gider hep.
    Arafat Tepesi aşılmaz dağ, sivri kaya olur ayaklarına…
    O yer kutsal, O yer mübarek…
    *
    Aslında, gönül istesin yeter ki, yol da düz, yolcu da rahat olur… Sen dile yeter ki, içten söyle, dilinin her zerresiyle, ruhunun her zerresiyle zikret Allah’ı…
    En azından içtenlikle af dile…
    Yeter ki sen O’na layık bir kul olmak için gayret göster, bak, her şey ne kolay olacak sana da…
    *
    O dönüş Allah’adır. O dönüş, bir olma, sarılma, kucaklama anıdır. Tavafını, vücudu saran damarlarındaki kanın akışını hisseder gibi yap…
    Ak damarda akana kanın gibi Beytullah’ın etrafında.
    Göreceksin hazzı, bulacaksın huzuru…
    Kendin olacaksın, birleştirdikçe asıl sahibiyle ruhunu…
    *
    ***********
    LEBBEYK
    Hac yapacak kimse, ihrama girince yüksek sesle telbiye eder.
    “Lebbeyk” diyerek ihrâma giren hacı, Allah-ü teâlânın dâvetine ve “HACCEDİNİZ!..” emrine uyduğunu düşünmeli ve buna göre kendini hazırlamalıdır. (Saîdüddîn Fergânî)

    'EFENDİM, BUYURUNUZ, EMREDİNİZ!' mânâsında, çağırana cevâp ifâdesidir LEBBEYK.
    Muâz bin Cebel (radıyallahü anh) şöyle anlatmıştır:

    Bir gün Resûl-i Ekrem efendimiz bir hayvana binmişti. Ben de arkalarında bulunuyordum. Bana:
    'Ey Muâz!' diye seslendiler.
    Ben de:
    'Lebbeyk yâ Resûlallah!' dedim.
    Üç kerre ismimi söyledikten sonra;
    'Cenâb-ı Hakk'ın kulları üzerinde olan hakkı nedir biliyor musunuz?' buyurdu.
    'Allah ve Resûlü daha iyi bilir' dedim.
    Bunun üzerin:
    'Cenâb-ı Hakk'ın kulları üzerindeki hakkı, onların kendisine ibâdet etmeleri ve başka hiçbir varlığı ona şirk (ortak) koşmamalarıdır' buyurup, tekrar sordular:
    'Kullar bu vazîfelerini yerine getirirlerse, Allah'tan bekledikleri hakları (Allahü teâlânın onlara vâdettiği karşılık) nedir bilir misin?' buyurdular.
    Ben yine:
    'Allah ve Resûlü daha iyi bilir' deyince;
    'Bu takdirde kulların Allah üzerindeki hakkı (onlara vâdettiği) nîmet ve kullarına azâb etmemesidir...
    ' (Hadîs-i şerîf-Müslim)“””

    ******ALINTIDIR*****
    *
    Allah’ın emir ve buyruklarına uyan kulları, dini bir vecibeyi, feraizi yerine getirme isteğiyle dilleri LEBBEYK YA ALLAH, LEBBEYK YA RESULULLAH nidaları ile gönüllerini Beytullah ile birleştirerek tavaf edenler, bütün dertlerinden, günahlarından, illetlerinden kurtulurlar.

    “””*Arafat; Mekke’nin 25 km. Güney doğusunda bulunan geniş bir alanın adıdır.
    Arafat vakfesinin sahih olabilmesi için hac ihramına girmiş olmak ve belirlenen süre içinde Arafat’ta bulunmak gerekmektedir.
    Arafat vakfesinin zamanı, Zilhiccenin 9. günü, yani Arefe günü öğleyin Güneş’in tepe noktasına gelip Batı’ya meyletmeye başladığı andan (Zeval vaktinden) bayramın birinci günü fecr-i sadık dediğimiz tan yerinin ağarmaya başladığı ana kadarki süredir. Bu süre içinde her ne halde olursa olsun (uykuda, baygın, vakfenin farkında olsun, ya da olmasın) bir an orada bulunan kimse vakfe farzını yerine getirmiş olur.”””
    **********Alıntıdır*********

    Allah’ın davetine uyanlar ve tam zamanında olunması gerekene yerde ve zamanda bulunan ve gerekenleri yerine getiren kullar günahlarından arınır ve kurtuluşa ererler.
    *
    Sevgili Peygamberimizin yaşadığı o yerler sanki bir Cennet bahçesinde olmak gibidir. İnsana, ruhlara o hissi veren, müstesna mekânların en güzelidir Ravza-i Mutahhara…
    *
    Hayânı takın, edepli ol ey mümin…
    En içten, gönülden gelerek selamını ver ey Müslüman..
    Nazmını kıl, selamını ver ey ibadet ehli…
    Her derdine, aradığın devayı bulacaksın o yerlerde…
    İbadet devadır her derde…

    ******
    ŞEKİL YÖNÜYLE ŞİİR:
    Nazım birimi olarak BEYİT tercih edilmiş.
    Genellikle bu tür konuların işlenişinde beyit birimi eskiden beri öncelikle kullanılmış bir birimdir.
    Türk şirinde dörtlük ve beyit birimi temeldir.
    Beyitler kendi arasında kafiyelidir. Böylece söyleyişte daha bir rahatlık ve sağlamlık sağlanmış olunmaktadır.
    Ancak son beyit olan 8. beyitte uyak yoktur. Şiirin yapısı bu beyitle bozulmuş gibi görünmektedir.

    Bu beyitin ilk dizesi çok rahatlıkla yeniden düzenlenmeye müsaittir.

    “Hayânı takınarak, güzel bir selam ver de
    Salat ve Selam eyle, O devadır her derde”

    Şeklinde düzenlenebilir.
    Takdir şaire aittir.

    Ölçü olarak; 7 + 7 = 14’lü hece olçüsü kullanılmış ve hatta her 7’likten sonra dizelerin tamamı virgülle “ , ” ayrılmış. Adeta buralar durak yeridir denilmiş.

    “ l, s, r” sesleri ile aliterasyonlara yer verilmiş.
    Hem ölçü, hem durak, hem de bu aliterasyonlarla ve ses tekrarlarıyla güzel bir ahenk yakalanmış.

    Dil bakımından:
    Görünürde Arapça kelimelere fazlaca yer verildiği görülmekte. Konu gereği ve özellikle de şiirde geçen kutsal yerlerin isimleri sebebiyle zaten başkaca Türkçe kelime kullanma şansı yoktur.
    Bu İslami terimler için de geçerlidir. Dolayısıyla ne kadar Türkçe kullanılmak istense bile çok daha fazla Türkçe kullanma şansı mümkün görünmemektedir.

    Maalesef gözden kaçan yazım yanlışları olduğunu da hatırlatmak durumundayız. Hepimiz yapıyoruz bu tür yanlışları…
    Zaman zaman hepimizin gözünden kaçıyor bu tür hatalar.

    Tebrik ve takdirlerim sizlere, sizin gibi muhterem dostlara.
    En derin sevgi ve saygılarımla…

    DOSTÇA VE SAĞLICAKLA KALINIZ.

    Hikmet ÇİFTÇİ
    17.04.2017

    “GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”

  • Metanet Yazıcı
    Metanet Yazıcı

    'Mükerrem Beldedesin'
    Şiir dili etkilidir söyleyemediklerimizi şiirle söyleriz, şiirin dokunulmazlığı vardır, o her şey söyler fakat ona bir şey söylenmez...
    Şair bir nevi sorgulama ile başlıyor şiirine;

    'Hangi yüzle varırsın Beytullah Beldesine
    Nesıl çıkarsın bilmem, Arafat Tepesine'

    Burada dikkat çekilen nokta; yapılacak işlerin farkındalığı.. Hangi iş olursa olsun, şuurlu bir bakış, şuurlu bir anlayış, şuurlu bir kavrayış, şuurlu bir hissiyat, şuurlu bir niyet olmazsa eğer;
    tüm şartlar yerine getirilse tüm uygulamalar tamamlansa da kalp mutmain olmayacak, bir şeyler eksik kalacaktır iması yapılarak, düşünmeye
    davet edilmekte...
    Eğer bu şuur, bu âşk'la; Hac Farizası eda edilirse; 'KUL Günahtan Arınır' diyor şair...O ilâhi havayı teneffüs etmenin ruhani ayrıcalığına vurgu yapıyor..

    Dizeler; düşündürücü olduğu kadar cezbedici de...

    *****
    'Allah'ın sevgilisi, nebilerin incisi
    Ravza'dan minber'ine, derler Cennet Bahçesi

    Hayanı takınarak, en güzel selamın ver
    Salat ve Selam eyle, O devadır her derde'
    ******
    Şair Abdurrahman Yıldız Beyefendi,
    sürçülisan eyledikse bağışlanmak dileğiyle,
    Saygılar...

    Metanet Yazıcı
    Gerçek Dostlar Birliği
    --------

  • Saliha Değirmenci Yavaş
    Saliha Değirmenci Yavaş

    HAFTANIN ŞAİRİ VE ŞİİRİ:
    *** ABDURRAHMAN YILDIZ *** MÜKERREM BELDEDESİN ***
    ***** KUTLUYORUZ *****
    (SAYFA: 15 - SIRA: 432)

    Mükerrem Beldedesin

    Hangi yüzle varırsın, Beytullah beldesine
    Nasıl çıkarsın bilmem, Arafat tepesine

    Yolda güzel yolcuda, handa güzel hancıda
    Yeterki sen layık ol, o makama varınca

    Mükerrem beldedesin, bunu hesap edesin
    Tavafını sıkça yap, kıymetini bilesin

    Lebbeyk sedalarıyla, Ahir Zaman Ümmeti
    Beyt'i tavaf ederek, kalb'den siler illeti

    Davete Lebbeyk diyen, Arafatta toplanır
    Durulan Vakfe ile, kul günahtan paklanır

    O makama varanlar, Rasül'ü unuturmu?
    Ona aşık olanlar, sahi rahat uyurmu?

    Allah'ın sevgilisi, nebilerin incisi
    Ravza'dan minber'ine, derler Cennet Bahçesi

    Hayanı takınarak, en güzel selamın ver
    Salat ve Selam eyle, O devadır her derde

    Abdurrahman Yıldız



    _______(¯`v´¯)
    ______(¯`(█ ;) ´¯) __(¯`v´¯)
    _______(_.^._) __(¯`(█ ;) ´¯)
    _________(¯`v´¯) ´(_.^._)
    ________(¯`(█ ;) ´¯) (¯`v´¯)
    _________(_.^._) (¯`(█ ;) ¯)
    ____(¯`v´¯) ___(_.^._) (¯`v
    ___(¯`(█ ;) ´¯) _(¯`v´¯) (¯`(█ ;)
    ____ (_.^._) _(¯`(█ ;) ´¯) (_.^_)
    _____ (¯`v´¯) ´(_.^._) (¯`v´¯)
    ___█ (¯`(█ ;) ´¯) _█ ____(¯`(█ ;)
    __█ █ (_.^._) ____█ ___(_.^
    _█ █ █ █ █ █ _______█
    █ █ █ _█ █ █ █ █ ______█
    █ █ █ █ _█ █ █ █ █ █ ____█
    █ █ █ █ █ _█ █ █ █ _█ ___█
    █ █ █ _█ █ _█ █ _█ █ __ █
    _█ █ █ █ _█ █ _█ _█ █ _█
    __█ █ █ █ (¯`v´¯) █ █ (¯`v´¯)
    ____█ █ (¯`(█ ;) ´¯) █ (¯`(█ ;) ´¯)
    _____█ █ (_.^._) █ █ (_.^._)
    _______█ █ █ (¯`v´¯)
    _________█ (¯`(█ ;) ´¯)
    __________█ (_.^._)
    ___________█ █ █
    GRUP KURUCUSU: HİKMET ÇİFTÇİ
    _________♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ █ █ █

    GRUP YÖNETİCİLERİ:
    - Hikmet Çiftçi 1
    - M.YAZICI
    - Mehmet Yağcı 1
    - Nazır Çiftçi 2
    - Saliha Yavaş
    - Seher Yeli 1
    - Xalide Efendiyeva
    - Yener Sezgi
    - ZEYBEK HOCA
    _________♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ █ █ █
    GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ♥ KUTLUYORUZ ♥

TÜM YORUMLAR (4)