MÜHÜRLÜ VALİZ, AÇILMAYAN KAPI
Adım atsam gurbet, dursam sitem.
Ben gitmenin kitabını ezbere bilirim,
Canım yandığında ses etmeden,
Kırıklarımı cebime doldurup
Sessizce çekilmektir marifetim.
Sorsanız, pusulam hep dışarıyı gösterir;
en iyi ben terk etmesini bilirim bu masalda.
Fakat iş sana gelince...
Tüm pusulalarım şaşıyor,
Yönünü kaybetmiş bir çocuk gibi kalıyorum eşiğinde.
Valizim hep hazırdır, kapı aralık, rüzgâr dışarıda.
Ben gitmeyi en iyi bilenim, biliyorsun;
Lakin ilk defa, bu defa...
Gitmek için bahane aramam, rüzgâr yeter,
Kalmak içinse...
Yalnızca senin gözlerinde kök salacak bir sebebe muhtacım.
Ne acı;
Gitmek bin adımlık ince bir sızı,
Kalmak ise tek bir cümlenin merhameti.
Hadi, boz bu inat, yık bu duvarı.
Ya o iki harfi fısılda sabaha karşı,
Ya da hiç bakma arkamdan...
ben o kapıdan çıktıktan sonra,
Değil senin sesin,
Dünya gelse, geri dönmez bu adımlar.
İşte en zoru da bu ya;
Ayaklarım kapıda, aklım sende kalan o yarım nefeste.
Bir ayağım göç yollarında, diğeri kök salmış o eşikte.
Sessizliğim bir veda değil, son bir çağrı.
Ben gitmesini en iyi bilen o yolcuyum elbet,
Ama ilk defa senden gitmemek için,
Bütün yolları yakmaya hazırım...
Yeter ki sen,
"Dur" demeyi bil bu cesaretsiz kalbime.
Kayıt Tarihi : 4.11.2026 16:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!