Açan çiçeğe vurgunum ben,
Bal yapan arıya,
Uçan kuşa,
Yağan yağmura, kara, doluya,
Esen yele, kasırgaya, boraya,
Kıpırdayan, kımıldayan her şeye,
İçimi bir sevgi bulutu sardı,
Yağmuru bekleyen toprak gibiyim.
Umudum yeşerdi, gönlüm kabardı,
Güneşi özleyen yaprak gibiyim.
Aç kalbini, sevginle ısıt beni,
Birlikte olur mu bir gün;
Kedi ile köpek,
Kurt ile kuzu,
Tavşan ile tazı,
Ve düş ile gerçek?
Bugün yine kaşım çatık,
Niçin diye, sor be canım.
Sevdiğinden ayrı olmak,
Öylesine zor be canım!
Gönül düştü bir ateşe,
Hiç bitmez ki emeklinin çilesi,
Boş kalır yarısı, dolmaz filesi,
Üstüne de promosyon hilesi,
Allah emekliye yardım eylesin.
Bakkaldan, kasaptan şaşar feleği,
Neler geldi şu garibin başına,
Bakmadılar durumuna, yaşına,
Göz diktiler kuru ekmek aşına,
Gün görmeden göçüp gitti dünyadan.
Suçu neydi yoksul doğmaktan başka,
Dolar takmıyor seni, beni, bizi,
Sorunlar dağ gibi, gamlı bir dizi,
Sırtımızdan çıkmaz yoksulluk izi,
Dikiş tutmuyor ki cebimiz bizim.
Yerde desem, yerde değil;
Gökte desem, gökte değil;
Yaşta değil, başta değil;
Hayalde düşte bulunur.
Seç deseler, seçemezsin;
Sen sus da gözlerin konuşsun.
Gözlerin konuşsun ki;
Her şey içten,
Her şey açık,
Her şey yalansız,
Her şey özden,
Gülüm senin için çarpar yüreğim,
Duy da gönül defterine yaz beni.
Bundan gayrı yoktur senden dileğim,
Gör sevdamı, yüreğine çiz beni.
Gönül coştu yine candan aşk ile,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!