Ne geçmiş silinir ne gelecek bilinir,
Küflü gam hüzünlü hayal neden çekilir,
Doğduk ibnü’l-vaktin muhteşem kucağına
Çiçeği kokla çakıl ilahi divana
“Sus koçun gölgesini kurban etme”
Kıldığın namazını sayıp dökme
Verdiğin sadakayı başa kakma
Tuttuğun orucu satmaya kalkma
İSTİÂZE
Her yolcunun mir’ati Kur’an
Durup bakmalıdır her zaman
Yolda pusu kurmuş nefis şeytan
İstiâzeye sığın her zaman
Düşer bombalar çocukların odasına
Anne feryat eder baba figan
Minicik eller kırılır
Dünyaya doymamış o gözler yumulur
Her şeyden habersiz günahsız
Kabre girmeden bıraktı eş dost ve evlat
Korona vebasından kaçtı köşe bucak
Aynı yastığa baş koyduğun nerde avrat
Yarın huzuru mahşerde nereye kaçak
Karun gibi hazinem nerde malım mülküm
Vuhan’dan çıktım dere tepe aştım
Cetvelle çizilmiş sınırdan taştım
Renkler, din, dil ayırmadan bulaştım
Musibet miyim ibret miyim neyim
Görülmez sezilmez ayırt etmezim
Bizi bırakmadın esfel-i sâfilîn çukurunda
Vahy-i ilahiyi gönderdin kuruyan topraklara
Putların cirit attığı şu yalan dünya putunda
Putlara kulluktan kurtaran Kur’an-ı Azîmüşşân
Taştan da katı çatlamış sineleri parçaladın
Kabil hasedin kurbanı
Kabul olmadı kurbanı
Habil kuşandı takvayı
Allah’ın oldu kurbanı
Hakka varmaz kalbi bırak
Sen kuru fasulyesin
Kıymetin olmadı şu sofrada
Baharatlara belenip
Etlerle güveçlere de konsan
İnsan dağ mıdır okyanus mudur?
Dağ gibi durur lakin aslı sudur
Medcezir ile alçalır yükselir
Hayata hırçın dalgalar dokunur
Yükselir elini yıldıza uzatır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!