Aşk soyunmaktır,
Soyunup umut için, umut hamamında yıkanmak,
Seni sen olmaktan uzaklaştıran her ne varsa,
Terleyip atmaktır üzerinden ve de içinden.
Soyunmak, ama savunmasız kalmaya değil;
Aksine daha güçlü olmaya,
Anlatmaktan neden vazgeçtim,
Neden sustum biliyor musun?
Çünkü ne kadar anlatırsam anlatayım,
Anlamadığını anladım.
Ve yine biliyor musun,
Birlikte yaptığımızı sandığım yolculukta bir dağa geliyoruz,
İçinden geçtim bu gece hüzün denizin,
Bütün sokaklarında ıslak dallar duruyordu.
Rüzgâr savurmuştu yollara kırılan dalları.
Bir kaldırımda bir ağaç ölmüştü;
Boylu boyunca uzanmış yatıyordu upuzun.
Başında ıslıktan bir ağıt söylüyordu yağmur taneleri.
Orada bir şehir vardır.
Şehrin kıyısında bir deniz,
Denizin kıyısında insanlar,
Göğünde martılar;
Martıların kanatları.
Öpmen yok, sevmen yok.
Hart hart ısırmana ne diyeyim!
Tatlı tatlı gadan alayım,
Kuru kuru kurban olayım.
Yalandan kim ölmüş?
Seni seviyorum Mecnun,
Ayvazovski’ yi bilir misin sen sevgili?
Hani o büyük ressam.
Hani o Rusya da kopan fırtınalardan kaçıp da,
İstanbul’a sığınan.
Hani o denizlerin, dalgaların,
Fırtınaların ve gemilerin ressamı.
O sensin biliyorum,
Eminim adım gibi.
Elleri dolu dolu
Ve dünyaya baharları getirmek,
Yeryüzünün bütün kırlarını
Çiçeklerle bezemek için
Sen denizi ve papatyaları,
Bense dağları ve papatyaları severim.
Hadi dağlar gibi gülümse sevdiğim!
Gülümse ki yüreğimin doruklarında karlar erisin,
Dört yön papatyaya,
Her yan bize kessin.
Param olsa terk etmezdin
Param yoktu terk eyledin
Sevdim deyip çark etmezdin
Param yoktu terk eyledin
Dünya baki kalmaz kula
- Beni ne kadar seviyorsun, dedim;
- Çok seviyorum, dedi.
- Ne kadar çok, dedim;
Kollarını açtı, sağ eli cama değiyordu.
- Bu kadar mı, dedim;
- Camı aç, dedi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!