Seninle değişti her şey,
Sen gelince anlam kazandı hayat.
Seninle fark ettim baharın çiçeklerini.
Sen öğrettin gökkuşağının yedi rengi olduğunu.
Başımı gökyüzüne kaldırmayı,
Yıldızlara bakmayı,
Göçmen bir kuştun.
Belki de kışı atlatıncaya dek,
Sıcaklığıma sığınmış.
Son cemre düştü,
Bahar da geldi.
Niyetin konukluğuma,
Kuşu bilir misin sen,
Peki ya tüyü?
Bilmiyorsan öğren.
Çünkü ben;
Kuş kadar özgür,
Tüy kadar hafifim.
Git başımdan Mualla,
Cehennem ol git başımdan!
Ben dindiremedim, dindiremem de ihtiraslarını,
Yol olamadım, olamamam da heva ve heveslerine,
Git, ama mutlaka git;
Ardahan’a git, Van’a git,
İçimde yanardağlar eriyor ey yar!
Ya ben anlatamıyorum,
Ya sen anlamak istemiyorsun.
Sen duymadıktan sonra
Konuşmanın,
Bazen dağlara vuracaksın kendini;
İçini haykırırcasına toprağına dökecek,
Kayalara türküler söyleyecek,
Bir ağacın dibinde gölgeleneceksin.
Yüksekten uçan kuşlara ıslık çalıp,
Alçaktan uçanlara selam duracaksın;
Bir zamanlar biri vardı.
Ama bir zamanlar...
Şimdi ne o zamanlar var,
Ne de içimde biri.
Kalbimse bir viran yeri,
O günden beri.
Anlamadığın halde sana şiirler yazan kalemime,
Karşılık bulmadığı halde sana sevgiler üreten kalbime
Duymadığın halde sana şarkılar, türküler söyleyen dilime
Uzatmadığın halde uzatmadığın eli tutmaya yeltenen elime
Kırgınım...
Ve bu gece her şeyi kırıyorum,
Hep bir bahaneyle başlar aşk.
Bazen bir roman, bazen bir şiir,
Bazen bir resimdir istenilen,
Sokulabilmektir bahane ona.
Dokunabilmeye atılan adım.
Bir tebessüm aramaktır yüzünde sevgilinin,
Ben bu filmin kötü adamıyım;
Uzak dur benden!
Çünkü ben kuşlarla konuşuyorum,
Onlara;
"Sabahları alçaktan uçmayın,
Bebekleri kanat sesleriniz uykularından uyandırır" diyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!