Sesimde ezilen mısralar bıraktım
Yüreğimde sızlayan anılar
Hiç sonu olmayan körpe karanlıklardı
Yılmadan adımladım korkmadan
Sesimde ezilen mısralar bıraktım
Başucumda ikişer üçer noktalar
Bir kez kıyık kaldı bahar
Kapımdan penceremden sızdı çiçek
Yeşiller bir kez güldü yüzüme
Gidemedim ötelere kıyamadım
Üzerlerini çiğneyerek
Ben hep aynı yerde kaldım
Bir hayatın can damarına kısılarak yazıyorum
Hunharca çekiştiriyor beni imgeler göğsümde
Genzimde tıknaz bir ekşilik bırakıyor
Parmaklarımda titrek bir yalnızlık
En bitkin hallerimde tutunduğum bir daldı yazmak.
Bir eşi yoktu duygularımın
Başına buyruk bütün acıların içinden geçebiliyordum korkusuzca.
En büyük korkum ölçüsüz yazılan duygulardı
Bir sesin sessizliği çöktüyse kalplere
Kulak sağır vicdan kör kesilir
Sobalenmişken yağmurlar kafamızdaki yargıları
Güneş saklanmış ise bulutların arkasına
Hafif ve iğneli bir rüzgarın esintisinde bulursun kendini
Yükünü sürdüğümüz bu dünyanın
Kepeknleri kapanmış pencelerler
Kerpiç duvarların sızısı bugün
O kadar kısaldı ki cümleler satırlarımda
Ömrümden sayarken yetişmeyen noktalar kaldı
Sahipsiz cümleler besleyeceğim bu gece sana
Yıldızlar kayacakta gözlerimden dilenmeyeceğim seni
İsteksiz bir tavır takınacağım dünyaya
İçime karlar yağacakta sebebini bilmeyeceğim
Sen kaçıyorsun diyeceksin ben sadece gideceğim
Arkama bile bakmadan
Çekilmiş ahlar mabedimden
Kolum kanadımda kırlangıçlar
Uçuşan vedalı leylaklar gidiyor
Uç diyorum kelebeklere içimdeki
Yok diyorlar
Kör kütük gözlerim sehere seğiren
Vakitlerden bir akşam serinliğinde
Penceme pusan kızıl renginde
Uzaklardan gelir konuklardı
Elinde özlem dolu mektuplar vardı
Bir tavşan kanı eksikti masada
Kalem ve musvedde kağıtları




-
Yaşar Tandoğan Karabulat
Tüm YorumlarBaşarılar, sevgili kardeşim.