Mor ve siyah
Aşkın ve sabrın en çetin sınavından geçiyorum;
Ruhuma örttüğüm bu mor yazma, içimdeki o derin yangının gölgesi.
Gözlerimi kapattığımda, parmaklarının arasından akıp giden siyah tesbihin sesini duyuyorum;
Her bir habbesi, gecenin zifirinde adını söyleyen sabırlı birer dize.
Sen çekiyorsun o siyah taneleri birer birer,
Bense morun kederine bürünüp senin gelişini bekliyorum.
Siyahın o mağrur, eğilmeyen duruşu nasıl yakışırsa eline,
Morun sitemi de öyle oturur içimin derinliklerine.
Tesbihin ipine dizdiğin her sabır, benim rüzgârda savrulan yazmama dokunuyor.
Söz bitiyor, edebiyat sığınağımız oluyor;
Sen siyahın ağırlığıyla duruyorsun orada,
Ben morun zarafetiyle eğiliyorum aşka...
Şakaklarımda savrulan bu mor yazma ruhumun isyanıysa,
Senin parmaklarında dönen o siyah tesbih, zamanın tek hakikatidir.
Biz ne yan yana gelebilen iki mısra,
Ne de birbirini inkâr edebilen iki rengiz…
Çek o siyah habbeleri devirlerin üstüne, vur parmaklarının arasına!
her çekişinde toprağa düşen benim sabrım,
Her tıkırtıda yeniden doğan senin mağrur sevdandır.
Bırak, mor yazmam kapatsın gecenin üzerini,
Siyah tesbihin mühürlesin bu son kehaneti.
Kehanet dize gelsin, kelimeler kanasın varsın;
Benim morum senin siyahına teslim,
Senin siyahın benim ömrüme kıyamettir.
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 17:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!