Dünyanın bütün çiçekleri serilse de yoluma,
Sırf senin elin değdi, senin kokun sindi diye.
Gider o uçurum kenarındaki dikeni tutarım,
Çünkü bilirim, memleketin yazı kış,
Ayazı adamın içini büken bir yalnızlıktır.
Ama senin bakışlarında o kaçak bahar var ya,
İşte o, zulmün orta yerinde halkın sakladığı
O mahzun ve kadim gülüşün ta kendisidir.
Sana bakmak akşamüstü dar vakitlerde,
Yasaklı bir türküyü mırıldanmak,
Karanlığın içinden bir zeytin dalı uzatmak gibidir.
Şimdi şehrin tozunu kaldıran,
Serseri bir rüzgâr esiyor,
Dudaklarımda paslı bir kilit,
Yüreğimde eski bir sızı.
Ama senin gözlerin,
Ekmek ve gül kavgasında pes etmeyen,
Çatlamış toprağı delip geçen o ilk tomurcuktur.
Zemheriye kesmiş bu ömürde,
Bahara tek borcumdur senin çocuk yanın.
Varsın dünya kendi karanlık kuyusunda döne dursun,
Ben senin o hürriyet kokan sokağına sığındım.
Nasır tutmuş ellerimle,
İncitmeden uzanırım narin rüyana,
Çünkü seni sevmek hayatın en ağır,
Ve en onurlu kavgasıdır benim için.
Yedi iklim, dört bucağı gezsem de kar etmez artık,
Benim vatanım senin o derin ve kederli gözlerindir.
Sürgünüm orada bitsin,
Hürriyetim orada şaha kalksın.
Kayıt Tarihi : 6.1.2026 10:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!