İyileşmiyor Mihra,
Sadece susmayı öğrendi yaralar,
Hayaller yıprandı, yorgun umutlar...
Güneşin batışını bir başka seviyorum,
Evet, günün en sevdiğim saatleri bunlar
Ve sen gidiyorsun Mihra.
Aşk ferman eyledi yürekte mükellefi,
Fakat yürekte bir yorgunluk Mihra;
Ateş gibi yanarken buz kesiyor insan.
Ya şiirler de olmasaydı Mihra?
Söyle, kestiler mi incir ağacını senin de?
Aldılar mı kıyılarını ellerinden?
Dinmiyor mu ruhundaki fırtınan?
"Men sebete nebete"
Sebat gösteren nebat bulur Mihra.
Bir yaz akşamında Sitare ile tanışmak...
Gönlümde cılga cılga ayak izlerin var.
Her yiğidin harcı değil
Uğruna uzaklarda ölmek;
Akşam çölünde çıkan fırtına gibi
Soğuk soğuk özlemek,
Sabah güneşi gibi sımsıcaktır seni sevmek.
Hasretle, özlemle geçiyorum bu sokaklardan,
Yelime toz, tozuma aşk katarak.
Seni hatırlamak için bir sokak tabelasına
İhtiyaç duymuyorum,
Her sokak senin çıkmazına çıkar.
Bazı demlerde sükûta ses verenler,
İmkânsızı severmiş gerçek sevenler.
Ruh bitmiş, şiirler tükenmiş Mihra,
Bu devir duygusuzluğun devridir.
Herkes yüreğinin renginde yaşar hayatı
Ve herkes onun ekmeğini yer.
Bak gözlerime Mihra,
Yürekte ne varsa orada.
Bak gözlerime Mihra,
En fazla ölürüm.
İyileşmiyor Mihra,
Sadece susmayı öğrendi yaralar,
Hayaller yıprandı, yorgun umutlar...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!